Yemen ordusu, Cumartesi günü ülkenin güneybatısındaki Taiz ilinde Husilere ait mevzilere yönelik 71 operasyon düzenlediğini duyurdu. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, ordu açıklamasında “Silahlı kuvvetlerimiz, savaş toplanmaları, askeri yığınaklar ve takviyelere karşı 71 hassas hedefleme operasyonu gerçekleştirdi” ifadelerine yer verildi. Operasyonların ayrıntıları ve olası kayıplara ilişkin henüz bağımsız bir doğrulama bulunmuyor.
Operasyonların Arka Planı ve Taiz Cephesi
Taiz, Yemen iç savaşının en uzun süreli cephelerinden biri olarak öne çıkıyor. 2014 yılında Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesinin ardından, Taiz stratejik konumu nedeniyle çatışmaların merkezine yerleşti. Şehir, Husi kontrolündeki kuzey bölgeleri ile hükümet güçlerinin elindeki güney arasında bir geçiş noktası işlevi görüyor. Yemen ordusunun son operasyonları, Husilerin Taiz çevresindeki askeri varlığını zayıflatmayı amaçlıyor.
Yemen hükümeti, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteğiyle Husilere karşı mücadele ediyor. Ancak BM verilerine göre, yıllar süren çatışmalar ülkeyi dünyanın en büyük insani krizlerinden birine sürükledi. Milyonlarca kişi yerinden edildi ve temel hizmetlere erişim ciddi şekilde kısıtlandı. Taiz'deki son operasyonlar, ateşkes çabalarını da gölgeleyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, yalnızca iç dinamiklerle sınırlı değil; bölgesel güçlerin vekâlet savaşına dönüşmüş durumda. Husiler, İran tarafından desteklenirken, Yemen hükümeti Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi körfez ülkelerinden destek alıyor. ABD ve Batılı ülkeler de Husilere karşı operasyonlara dolaylı destek sağlıyor. Son operasyonlar, Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri ve Husilerin deniz ticaretini tehdit eden saldırıları bağlamında değerlendiriliyor. Uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir ateşkes için çaba harcasa da, taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler süreci zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve istikrar politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Yemen'deki krize insani yardım ve diplomatik çözüm çağrılarıyla yaklaşsa da, çatışmanın uzaması Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ediyor. Bu durum, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ihracat rotaları üzerinde risk oluşturuyor. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, bölgesel terör örgütlerinin güç kazanmasına zemin hazırlayabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran arasındaki dengeyi gözeterek, Yemen'de siyasi çözüm için diplomatik kanalları aktif tutmayı sürdürüyor. Son operasyonlar, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar yönündeki çabalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.