Yemen'deki Husi isyancıları, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da dünyanın en büyük petrol şirketi olan Aramco'ya ait tesislere saldırı düzenlediklerini duyurdu. Suudi başkentinin banliyölerinde bir petrol tesisinden alev ve duman yükseldiğini belirten bölge sakinlerinin ihbarları üzerine saldırı iddiası gündeme geldi. Husiler ayrıca Suudi Arabistan'ın güneyindeki Cizan ve Necran bölgelerine de saldırılar gerçekleştirdiklerini öne sürdü.
Saldırıların Arka Planı ve Husilerin Artan Eylemleri
Husiler, 2014 yılından bu yana Yemen'in başkenti Sanaa ve çevresini kontrol altında tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten itibaren Husilere karşı operasyonlar düzenliyor. Son dönemde Husiler, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik insansız hava araçları ve balistik füzelerle saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu saldırılar genellikle Suudi petrol altyapısını hedef alıyor. Aramco, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 10'unu karşılayan bir şirket olarak küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip.
Suudi yetkililer henüz saldırıyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak görgü tanıkları, Riyad'ın doğusundaki petrol tesislerinde büyük bir patlama sesi duyulduğunu ve ardından yangın çıktığını aktardı. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı açıklamada saldırıların "Suudi rejiminin saldırganlığına karşı meşru müdafaa" olduğunu savundu. Saree, saldırılarda yedi insansız hava aracı ve iki balistik füze kullanıldığını iddia etti. Suudi Arabistan ise hava savunma sistemlerinin saldırıları önlediğini, can kaybı olmadığını öne sürdü. İki tarafın açıklamaları arasındaki çelişki, bilgi savaşının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu saldırı, Yemen iç savaşının bölgesel bir vekalet savaşına dönüştüğünü bir kez daha gösteriyor. Suudi Arabistan, Husileri İran'ın bölgedeki uzantısı olarak görüyor ve Tahran'ı Husilere silah ve finansman sağlamakla suçluyor. İran ise bu suçlamaları reddediyor. Saldırılar, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz ticaret yollarının güvenliğini de tehdit ediyor. Küresel petrol fiyatları, Orta Doğu'daki her türlü istikrarsızlığa karşı hassas. Aramco tesislerine yönelik bir saldırı, arz kesintisi endişesiyle petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açabilir. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki savaşı sonlandırma çabaları sekteye uğrayabilir. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmaların sona ermesi için diplomatik girişimlerini sürdürüyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik ortamı çözümü zorlaştırıyor.
ABD, Suudi Arabistan'ın güvenliğini desteklediğini yineledi ve saldırıyı kınadı. Beyaz Saray sözcüsü, "Bu tür saldırılar bölgesel istikrarsızlığı artırıyor ve masum sivilleri tehdit ediyor" dedi. Rusya ise taraflara itidal çağrısı yaparak diyalog çağrısını yineledi. Avrupa Birliği, Yemen'deki insani krize dikkat çekerek çatışmanın siviller üzerindeki etkisinden endişe duyduğunu belirtti. Uluslararası toplum, Yemen'deki savaşın sona ermesi için Suudi Arabistan ve Husiler arasında müzakerelerin yeniden başlamasını umut ediyor. Ancak son saldırılar, bu umutları zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da Suudi Arabistan ile ilişkileri ve bölgesel istikrar açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. Riyad'daki Aramco tesislerine yönelik saldırılar, küresel enerji fiyatlarını etkileyerek Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini artırabilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik riskleri, Türkiye'nin Afrika ve Asya'ya uzanan ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bölgede artan gerilimin diplomatik yollarla çözülmesi ve Yemen'de kalıcı barışın sağlanması için çaba göstermeye devam ediyor. Suudi Arabistan ile son dönemde normalleşen ilişkiler, bu tür saldırıların bölgesel yansımalarına karşı ortak hareket etme imkânı sunuyor.