Yemen'deki İran destekli Husiler, 3 Ekim Cumartesi günü Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bulunan bir Aramco tesisini balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldıklarını duyurdu. Husiler, saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen'in başkenti Sana'a ve diğer vilayetlere yönelik saldırılarına misilleme olduğunu belirtti. Suudi yetkililerden henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak görgü tanıkları Riyad'ın bazı bölgelerinde patlama sesleri duyulduğunu ve gökyüzünde duman yükseldiğini bildirdi.
Saldırının Arka Planı ve Bölgesel Gerilim
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada, saldırının "Suudi rejiminin Yemen halkına yönelik kuşatma ve saldırılarına" yanıt olarak gerçekleştirildiğini ifade etti. Saree, operasyonun balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla düzenlendiğini, hedefin Riyad'daki Aramco tesisleri olduğunu söyledi. Husiler, son aylarda Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve Yemen içindeki hedeflere yönelik benzer saldırılar düzenlemişti. Bu saldırı, Yemen'de yedi yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın bölgesel aktörlere yayılma riskini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılından bu yana Yemen'de Husilere karşı operasyonlar yürütüyor. Koalisyon, Husilerin İran'dan askeri destek aldığını savunuyor. Husiler ise Suudi Arabistan ve müttefiklerini Yemen'e müdahale etmekle suçluyor. Son haftalarda Suudi Arabistan'ın Sana'a ve diğer kentlerde düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği bildirilmişti. Husilerin bu saldırısı, Suudi Arabistan'ın Yemen politikasına doğrudan bir meydan okuma olarak yorumlanıyor.
Aramco, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden biri ve Suudi Arabistan ekonomisinin bel kemiği. Şirketin tesislerine yönelik saldırılar, küresel petrol arzı ve fiyatları üzerinde dalgalanma yaratma potansiyeli taşıyor. 2019'da Aramco'nun Abqaiq ve Khurais tesislerine düzenlenen ve Husilere atfedilen saldırılar, petrol fiyatlarında tarihi bir sıçramaya neden olmuştu. Bu son saldırının ardından da uluslararası piyasalarda ham petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketler gözlemlendi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, yalnızca Suudi Arabistan ile Husiler arasında bir savaş değil; aynı zamanda İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel nüfuz mücadelesinin bir cephesi. İran, Husileri siyasi ve askeri olarak desteklemekle suçlanıyor; Tahran bu iddiaları reddetmiyor ancak doğrudan askeri müdahil olduğunu kabul etmiyor. Suudi Arabistan ise ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleriyle ittifak halinde. Bu saldırı, Joe Biden yönetiminin Suudi Arabistan ile ilişkilerini yeniden dengeleme ve Yemen savaşını sona erdirme çabalarını da zorlaştırabilir.
Uluslararası toplum, saldırıyı kınayan açıklamalar yapmaya başladı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne yönelik bu saldırıları kınıyoruz ve müttefikimizin yanındayız" dedi. Birleşmiş Milletler ise taraflara itidal çağrısında bulunarak, Yemen'deki insani krizin daha da derinleşmemesi için acil ateşkes çağrısını yineledi. BM verilerine göre, Yemen'de yedi yıllık savaşta 377 binden fazla kişi hayatını kaybetti; bunların büyük çoğunluğu dolaylı nedenlerden (açlık, hastalık) kaynaklandı. Dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak nitelendirilen Yemen'de 20 milyondan fazla insan yardıma muhtaç durumda.
Suudi Arabistan'ın Riyad gibi merkezi bir bölgede Aramco tesisine yapılan saldırıyı engelleyememesi, ülkenin hava savunma sistemlerinin etkinliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Uzmanlar, Husilerin insansız hava araçları ve balistik füze teknolojisindeki artan kabiliyetine dikkat çekiyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri stratejisini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Öte yandan, saldırının Suudi Arabistan'ın iç güvenliği üzerindeki psikolojik etkisi de önemli; halk arasında güvenlik endişeleri artabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki Husilerin Riyad'daki Aramco tesisine yönelik saldırısı, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji arz güvenliği açısından önemli yansımalar taşıyor. Suudi Arabistan, Türkiye'nin önemli bir ticari ortağı ve Körfez bölgesindeki istikrar, Türk ekonomisi için kritik. Saldırı sonrası petrol fiyatlarında yaşanabilecek artış, enerji ithalatına bağımlı Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Yemen'deki çatışmanın Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki güvenliği tehdit etmesi, Türkiye'nin deniz ticaret yolları için risk oluşturuyor. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik çabalara ağırlık vermeli ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin düşürülmesi yönünde yapıcı bir rol üstlenmelidir.