Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyonun başkent San'a'daki uluslararası havalimanını bombaladığını ve var olan ateşkesin fiilen sona erdiğini açıkladı. Husilere ait El-Mesira televizyonunun aktardığı bilgiye göre, koalisyon güçlerine ait savaş uçakları San'a Havalimanı'nın pist ve terminal bölgesini hedef alan en az dört hava saldırısı düzenledi. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı belirtilirken, havalimanının sivil havacılık faaliyetlerine tamamen kapatıldığı ifade edildi. Husiler ayrıca, Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda Nisan 2022'den bu yana kısmen yürürlükte olan ateşkesin, Suudi Arabistan'ın bu saldırıyla anlaşmayı ihlal ettiği gerekçesiyle artık geçersiz olduğunu duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkes ve Kırılganlığı
Yemen'de 2014 yılında Husilerin başkent San'a'yı ele geçirmesiyle başlayan iç savaş, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun 2015'te uluslararası meşruiyete sahip Yemen hükümetini desteklemek üzere müdahalesiyle bölgesel bir boyut kazanmıştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar bugüne kadar 377 binden fazla kişinin ölümüne, ülke nüfusunun yüzde 80'inin insani yardıma muhtaç hale gelmesine yol açtı. Nisan 2022'de varılan BM destekli ateşkes, çatışmaları büyük ölçüde durdurmuş, ticari uçuşların San'a'dan yeniden başlamasına ve yakıt sevkiyatının kolaylaşmasına olanak tanımıştı. Ancak ateşkes resmi olarak Ekim 2022'de sona ermesine rağmen taraflar, büyük çaplı düşmanlıkları yeniden başlatmaktan kaçınarak kırılgan bir sessizliği sürdürüyordu. Husilerin son açıklaması bu sessizliğin bozulduğu anlamına gelebilir. Havalimanına yönelik saldırı, özellikle insani yardım uçuşlarını ve sivil havacılığı doğrudan etkileyeceği için bir tırmanma işareti olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran-Suudi Arabistan Rekabeti
Yemen savaşı, bölgesel güçler Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekalet savaşının en kanlı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Husiler, Tahran'dan askeri ve lojistik destek alırken, Suudi Arabistan da ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi müttefiklerinin desteğiyle hareket ediyor. BM'nin daha kapsamlı bir ateşkes ve siyasi geçiş süreci için yürüttüğü müzakereler ise yıllardır sonuçsuz kalıyor. Havalimanı saldırısı, Suudi Arabistan'ın Husilerin İsrail'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını durdurması yönündeki taleplerine karşılık alamadığı bir ortamda geldi. Husiler, İsrail-Hamas savaşına tepki olarak Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere saldırılar düzenliyor; bu durum küresel deniz ticaretini tehdit ederken Batılı ülkelerin de bölgeye askeri varlık göndermesine yol açmıştı. Analistler, Suudi Arabistan'ın Husilere yönelik hava saldırılarını artırmasının, İran ile nükleer program ve bölgesel nüfuz konularında yaşanan gerilimle de bağlantılı olabileceğini belirtiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, tarafları itidale çağırarak ateşkese geri dönülmesini istedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların yeniden tırmanması, Türkiye için Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nın güvenliği açısından doğrudan önem taşımaktadır. Türkiye, Yemen'de diplomatik çözümü destekleyen bir pozisyonda olmakla birlikte, Suudi Arabistan ve İran arasındaki rekabetin bölgesel istikrarı tehdit etmesinden rahatsızlık duymaktadır. Ayrıca, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Türkiye'nin Körfez ve Asya ile olan ticaret rotalarını etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Türkiye, BM nezdinde yürütülen barış çabalarını desteklemeye devam ederken, kendi savunma sanayii ürünlerinin bölgede kullanılmasına yönelik hassasiyetini de korumaktadır. Gelişmeler, Ankara'nın hem Suudi Arabistan hem de İran ile dengeli bir dış politika yürütme çabasını daha da karmaşık hale getirebilir.