Yemen'deki iç savaşta hükümet güçleri, Husilerin kontrolündeki başkent Sanaa'daki uluslararası havalimanına dün gece saatlerinde hava saldırısı düzenledi. Saldırıda en az 4 sivil hayatını kaybetti, 12 kişi yaralandı. Yemen resmi haber ajansı SABA'ya göre, hükümete bağlı savaş uçakları, havalimanının pist ve terminal bölgesini hedef aldı. Yetkililer, saldırının Husilerin askeri faaliyetlerini engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Husiler ise saldırının sivil havacılığı hedef aldığını ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Olay, Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen ateşkes görüşmelerinin kırılgan olduğu bir dönemde yaşandı.
Gelişmenin arka planı
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılının sonlarında Husilerin başkent Sanaa'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılında uluslararası kabul görmüş Yemen hükümetine destek vermek amacıyla askeri müdahalede bulundu. O tarihten bu yana ülke, Husiler ile hükümet güçleri arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Sanaa Uluslararası Havalimanı, 2015 yılından beri Husilerin kontrolünde bulunuyor. Havalimanı, sivil uçuşlara kapalı olsa da ara sıra insani yardım uçuşlarına izin veriliyor. Birleşmiş Milletler, havalimanının stratejik önemi nedeniyle tarafları sivil altyapıyı hedef almamaya çağırıyor. Son saldırı, Nisan 2022'de ilan edilen ateşkesin ardından tırmanan gerginliğin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Husilerin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik balistik füze ve drone saldırılarına devam ettiği, hükümet güçlerinin ise karşı saldırılarla yanıt verdiği belirtiliyor. Yemen hükümeti, Husilerin havalimanını askeri amaçlarla kullandığını öne sürerken, Husiler bu iddiayı reddediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Yemen'deki çatışma, bölgesel ve küresel güçlerin müdahil olduğu bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen hükümetine askeri, mali ve lojistik destek sağlarken, İran'ın Husilere silah ve teknik yardım verdiği iddia ediliyor. ABD ise son dönemde Suudi koalisyonuna desteğini azaltarak diplomatik çözüm arayışlarını önceliklendiriyor. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, ateşkesin yeniden tesis edilmesi için çaba sarf ediyor ancak son saldırı, bu çabaları baltalıyor. Sanaa Havalimanı'na yönelik saldırı, özellikle insani yardım kuruluşlarını endişelendiriyor. Dünya Gıda Programı gibi kuruluşlar, havalimanının insani yardım malzemelerinin taşınmasında kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Bölgesel düzeyde, Husilerin Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik saldırıları, bu ülkeleri Yemen'de daha agresif politikalar izlemeye itiyor. Ek olarak, Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri, küresel deniz ticaretini de tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışma, Türkiye için güvenlik ve insani boyutlarıyla önem taşıyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi bölgesel aktörlerle olan ilişkileri nedeniyle Yemen'deki gelişmeleri yakından izliyor. Ankara, resmi olarak Yemen hükümetini desteklese de, Husilerle doğrudan bir çatışma içinde değil. Bununla birlikte, Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı'ndaki güvenliği etkileyebilir. Bu boğaz, Körfez'den gelen petrolün Avrupa'ya taşınmasında kritik bir geçiş noktası ve Türkiye'nin enerji tedarikini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Yemen'deki insani kriz, uluslararası yardım çabaları kapsamında Türkiye'nin de katkı sağladığı bir alan. Türkiye, bölgedeki gerilimin azalması ve diplomatik çözüm için BM nezdinde yürütülen girişimleri destekliyor. Sonuç olarak, Yemen'deki tırmanış, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği politikalarını yakından ilgilendiriyor.