Yemen hükümeti, İran destekli Husilerin geçici başkent Aden'deki Maashiq Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na düzenlediği füze saldırısında Başbakan Muin Abdülmelik Said'in yara almadığını bildirdi. Bir Yemenli bakan, saldırıda iki kişinin öldüğünü belirtti. Suudi Arabistan ise İran'ı ülkedeki tırmanan çatışmayı körüklemekle suçladı. Olay, Yemen'deki iç savaşın seyrini ve bölgesel gerilimi yeniden gündeme getirdi.
Saray hedef alındı: başbakan ve kabine güvende
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-Eryani, yaptığı yazılı açıklamada, Husilerin Maashiq Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na yönelik füze saldırısını doğruladı. Saldırıda Başbakan Muin Abdülmelik Said ile kabinenin diğer üyelerinin herhangi bir yara almadığını, ancak iki kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti. Aden'deki hükümet kaynakları, saldırının yerel saatle öğleden sonra gerçekleştiğini ve saray çevresinde güvenlik önlemlerinin artırıldığını aktardı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine bağlı hava savunma sistemlerinin saldırıyı önleme girişiminde bulunduğu ancak füzenin isabet ettiği öğrenildi. Başbakan Said'in olayın ardından hükümet yetkilileriyle acil bir toplantı yaptığı ve saldırıyı kınadığı belirtildi. Yemen hükümeti, saldırıyı "savaş suçu" olarak nitelendirerek uluslararası toplumu Husilere karşı harekete geçmeye çağırdı.
Arka plan: yıllardır süren çatışma ve İran-Suudi rekabeti
Yemen'de 2014'ten bu yana devam eden iç savaş, İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği hükümet güçleri arasında sürüyor. Husiler, 2014'te başkent Sana'yı ele geçirdikten sonra ülkenin büyük bölümünü kontrol altına aldı. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015'te hükümeti yeniden iktidara getirmek için askeri müdahale başlattı. Aden, hükümetin geçici başkenti olarak kullanılıyor. Ancak kentte zaman zaman Husilerin füze ve insansız hava aracı saldırıları görülüyor. Son saldırı, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çabalarının sonuçsuz kaldığı bir dönemde geldi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, saldırının ardından yaptığı açıklamada, İran'ı Husilere silah sağlamak ve çatışmayı tırmandırmakla suçladı. Tahran yönetimi ise bu suçlamaları reddediyor ve Yemen'deki krize siyasi çözüm çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Uzmanlar, Husilerin Aden'deki sarayı hedef almasının, ülkedeki güç dengesini değiştirmeye yönelik bir mesaj olduğunu değerlendiriyor. Saldırı, Suudi Arabistan'ın güney komşusundaki nüfuzunu sarsmayı amaçlıyor. Ayrıca İran'ın bölgesel politikalarına ilişkin endişeleri artırıyor. ABD yönetimi, saldırıyı kınayarak İran'ı istikrar bozucu faaliyetlerle suçladı. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, taraflara şiddeti durdurma ve siyasi diyaloga dönme çağrısı yaptı. Ancak Husilerin, Suudi Arabistan'ın güneyindeki tesislere yönelik saldırıları da sürüyor. Bu durum, Kızıldeniz'deki güvenlik endişelerini ve küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Uluslararası toplum, Yemen'de insani krizin derinleşmesinden endişe duyuyor. Saldırı, aynı zamanda İran nükleer müzakereleri ve bölgesel güvenlik mimarisi üzerindeki belirsizliği artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraflara eşit mesafede durmayı ve siyasi çözümü savunmayı sürdürüyor. Ancak Husilerin Aden'deki hükümet hedeflerine yönelik saldırıları, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki ekonomik ve güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin dengeleme diplomasisini zorlaştırabilir. Ayrıca Yemen'deki insani kriz, Türkiye'nin insani yardım politikaları ve bölgesel barış girişimleri açısından önemini koruyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile yakınlaşma sürecinde olsa da İran ile de diyalog kanallarını açık tutuyor. Bu tür saldırılar, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için daha aktif rol almasını gerekli kılabilir.