Yemen'de Husiler, Perşembe günü hükümetin geçici başkenti Aden'de bulunan başkanlık sarayına ölümcül bir füze saldırısı gerçekleştirdi. Suudi Arabistan yönetimi, uzun süredir devam eden savaşta son dönemde yaşanan dramatik tırmanışın sorumlusu olarak İran'ı gösterdi. Saldırı, Yemen hükümeti ve Suudi liderliğindeki koalisyon için ciddi bir güvenlik sınavı oluştururken, bölgede gerilimi daha da artırdı.
Saldırının ayrıntıları ve tarafların açıklamaları
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada, başkanlık sarayını hedef alan füze saldırısını üstlendiklerini duyurdu. Saree, saldırının "işgalcilere ve onların paralı askerlerine" yönelik olduğunu belirtti. Yemen hükümeti kaynakları ise saldırıda can kaybı ve yaralanmalar olduğunu doğruladı, ancak kesin sayı vermedi. Başkanlık sarayı çevresinde güvenlik önlemleri artırılırken, hükümet yetkilileri saldırıyı kınadı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, saldırının ardından yaptığı açıklamada, Husilerin son dönemdeki saldırılarının İran'ın bölgedeki yıkıcı faaliyetlerinin bir parçası olduğunu savundu. Riyad, Tahran'ı Husilere silah ve finansman sağlamakla suçladı. İran ise bu suçlamaları reddediyor ve Yemen'deki çatışmaya müdahil olmadığını belirtiyor.
Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, saldırıyı endişeyle karşıladığını belirterek taraflara itidal çağrısında bulundu. Griffiths, "Yemen'deki savaşın daha fazla acı ve yıkıma yol açmaması için tüm taraflar sorumluluk almalı" dedi.
Arka plan: Yemen iç savaşı ve Husilerin yükselişi
Yemen'de 2014 yılında Husilerin başkent Sanaa'yı ele geçirmesiyle başlayan iç savaş, 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazandı. Husiler, İran'ın desteklediği Zeydi Şii bir hareket olarak biliniyor. Suudi Arabistan ve müttefikleri, Husilerin İran'ın bölgesel nüfuzunu yayma aracı olduğunu savunuyor.
Yemen hükümeti, 2015'ten bu yana geçici başkent olarak Aden'i kullanıyor. Ancak Aden'de de zaman zaman çatışmalar ve güvenlik boşlukları yaşanıyor. Husiler, son aylarda Aden ve çevresine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırmış durumda. Bu saldırılar, Suudi Arabistan'ın güney Yemen'deki askeri varlığını da hedef alıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaş boyunca on binlerce sivil hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. Ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya. Saldırılar, zaten kırılgan olan ateşkes çabalarını da baltalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İran-Suudi rekabeti
Husilerin Aden'e yönelik saldırısı, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan, Husilerin İran'dan aldığı destekle bölgede istikrarsızlık yarattığını ve kendi güvenliğini tehdit ettiğini düşünüyor. İran ise Suudi Arabistan'ın Yemen'e müdahalesini eleştiriyor ve Husilerin meşru bir siyasi aktör olduğunu savunuyor.
ABD yönetimi, Suudi Arabistan'ın İran'a yönelik suçlamalarını desteklerken, Husilerin saldırılarını kınadı. Beyaz Saray Sözcüsü, "İran'ın Husilere silah sağladığına dair kanıtlarımız var" dedi. Ancak bağımsız gözlemciler, İran'ın rolünün abartılıp abartılmadığı konusunda farklı görüşler dile getiriyor.
Bölgesel uzmanlar, Aden'e düzenlenen saldırının Suudi Arabistan'ın prestijini zedelediğini ve koalisyon içinde sorgulamalara yol açabileceğini belirtiyor. Ayrıca, Husilerin askeri kapasitesinin arttığı ve ateşkes müzakerelerinde elini güçlendirmeye çalıştığı yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlığın Kızıldeniz ve Körfez'deki güvenlik dengelerini etkilemesinden endişe duyuyor. Aden'deki saldırı, Suudi Arabistan-İran hattındaki gerilimi artırarak Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Türk dış politikası, Yemen'de siyasi çözüm ve ateşkesin sağlanmasını destekliyor. Ayrıca, Türkiye'nin Suudi Arabistan ile son dönemdeki normalleşme süreci ve İran ile diyaloğu, bu tür tırmanmaların bölgesel barışa etkisi açısından yakından izlenmeli.