İran, Birleşik Krallık hükümetinin İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nu (IRGC) “terör örgütü” olarak sınıflandırma kararını sert bir dille kınadı ve Tahran yönetimi, Londra’nın bu adımının “siyasi, hukuki ve diplomatik sonuçlarına” katlanacağı uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Birleşik Krallık’ın bu düşmanca ve provokatif kararı, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bu kararın tüm siyasi, hukuki ve diplomatik sonuçlarından Birleşik Krallık sorumlu olacaktır” ifadelerine yer verildi. Anadolu Ajansı’nın aktardığı habere göre, Tahran yönetimi ayrıca söz konusu kararın bölgesel istikrarı olumsuz etkileyeceğini ve İngiltere’nin Ortadoğu’daki imajına daha fazla zarar vereceğini savundu.
Kararın arka planı: İngiltere'den tarihi adım
Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı, İran’ın askeri kanadı olarak kabul edilen ve ülkenin en güçlü kurumlarından biri olan Devrim Muhafızları’nı üç yıl süren bir inceleme sürecinin ardından terör listesine almıştı. Londra yönetimi, kararın temel gerekçesi olarak IRGC’nin Ortadoğu’daki “istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri” ve özellikle İsrail ile ABD’ye yönelik tehditlerini gösterdi. İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Devrim Muhafızları, sadece İran halkına değil, bölgesel barışa da doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Bu örgütün faaliyetlerine izin vermeye devam edemeyiz” demişti.
Karar, İngiltere’nin daha önce Hizbullah, Hamas ve IŞİD gibi örgütleri terör listesine almasının ardından geldi. Ancak bir devletin resmi ordusunun bir parçası olan bir yapının ilk kez bu şekilde sınıflandırılması, diplomatik açıdan oldukça sıra dışı bir adım olarak değerlendiriliyor. İngiliz yetkililer, kararın uygulanmasıyla birlikte IRGC üyelerinin Birleşik Krallık’a girişlerinin yasaklanacağını, mevcut üyelerin ülkeden sınır dışı edilebileceğini ve örgüte maddi destek sağlayanların cezai yaptırımla karşı karşıya kalacağını duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut: Tahran-Londra hattında yeni kriz
İran’ın tepkisi, uzun süredir Batı ile yürüttüğü nükleer müzakerelerin çıkmaza girdiği ve İran’ın Rusya’ya insansız hava aracı tedarik ettiği yönündeki iddiaların arttığı bir dönemde geldi. Tahran yönetimi, İngiltere’nin bu kararını “Amerika’nın emirleri doğrultusunda atılmış düşmanca bir adım” olarak nitelendirdi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İngiltere, İran karşıtı bu oyunlardan vazgeçmelidir. Aksi halde, bu kararın faturası ağır olacaktır” ifadelerini kullandı.
Karar, ABD ve İsrail tarafından memnuniyetle karşılanırken, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler temkinli bir duruş sergiledi. Bazı uluslararası hukuk uzmanları, bu tür bir sınıflandırmanın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri onarılmaz şekilde zedeleyebileceği ve İran’ı daha da radikalleştirebileceği uyarısında bulundu. Öte yandan, İran’ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla İngiltere’ye yönelik misilleme yapabileceği ihtimali de gündeme geldi. Uzmanlar, İngiltere’nin bu kararla birlikte Basra Körfezi’ndeki deniz güvenliği operasyonları ve İran’la yürüttüğü diplomatik kanallar açısından risk altına girebileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin yakından izlediği İran-Batı geriliminde yeni bir kırılma noktasına işaret ediyor. Türkiye, İran’la hem enerji ticareti hem de güvenlik alanında (PKK/PYD karşıtı iş birliği) bağlarını sürdürürken, Batı ile de NATO müttefiki olarak derin ilişkilere sahip. İngiltere’nin bu kararı, Ankara’nın Tahran ve Londra arasında denge politikasını zorlayabilir. Ayrıca, IRGC’nin terör listesine alınması, Türkiye’nin İran sınırında güvenlik önlemlerini artırmasına ve olası yasadışı geçişlerin önlenmesi için daha dikkatli olmasına neden olabilir. Krizin derinleşmesi durumunda, Türkiye’nin arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir.