ABD yönetimi, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümetinde olası bir değişiklik senaryosuna karşı İsrail muhalefetiyle doğrudan temas halinde. İsrail’in önde gelen haber kanallarından Channel 12’nin Pazar günü yayımladığı habere göre, Başkan Donald Trump’ın ekibi, özellikle son haftalarda Washington ile Tel Aviv arasında derinleşen görüş ayrılıkları nedeniyle bu temasları yoğunlaştırdı. Haber, ABD’li yetkililerin muhalefetteki parti liderleriyle gizli görüşmeler yaptığını, bu görüşmelerde Netanyahu sonrası dönemde oluşabilecek yeni hükümetin yapısı ve ABD-İsrail ilişkilerinin geleceğinin ele alındığını öne sürüyor. Görüş ayrılıklarının temelinde, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikaları, İran nükleer programına yaklaşım ve Filistin yönetimiyle siyasi süreç konularındaki farklılıklar yer alıyor. Netanyahu hükümetinin aşırı sağcı koalisyon ortakları, ABD’nin bölgedeki angajmanını zorlaştıran adımlar atarken, Washington’un bu durumdan duyduğu rahatsızlık giderek artıyor.
Koalisyon krizi ve muhalefetle temasın perde arkası
İsrail siyasetinde son dönemde yaşanan koalisyon krizleri, Netanyahu hükümetinin geleceğini belirsizleştiriyor. Koalisyonun en sağcı unsurları olan Dini Siyonizm ve Yahudi Gücü partileri, yerleşim yerlerinin yasallaştırılması ve Filistin yönetimine yönelik sert tedbirler konusunda Netanyahu’ya sürekli baskı yapıyor. Bu durum, ABD’nin Ortadoğu’daki istikrar hedefleriyle çelişiyor. Öte yandan, ana muhalefet lideri Yair Lapid ve Benny Gantz gibi isimler, Washington ile daha uyumlu bir politika izleyeceklerinin sinyalini veriyor. Channel 12’nin haberine göre ABD’li diplomatlar, Lapid ve Gantz’ın yanı sıra, sol-liberal eğilimli parti liderleriyle de bir dizi toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantılarda, İsrail’in uluslararası alandaki yalnızlaşmasının önlenmesi ve iki devletli çözüm vizyonunun yeniden canlandırılması gibi konuların masaya yatırıldığı belirtiliyor. Netanyahu ise bu tür temasları “seçilmiş hükümeti baltalama girişimi” olarak nitelendirirken, ABD’nin muhalefetle doğrudan temas kurmasını diplomatik bir müdahale olarak yorumluyor.
Bölgesel yansımalar: İran, Filistin ve Çin faktörü
ABD-İsrail ilişkilerindeki bu gerilimin bölgesel boyutları oldukça geniş. İran konusunda Netanyahu hükümeti, askeri seçenek de dahil olmak üzere daha agresif bir tutum benimserken, Washington diplomasi ve yaptırımların yanında dolaylı müzakereleri tercih ediyor. İran’ın nükleer programa yakınlaşması, iki ülke arasında bir güven bunalımı yaratıyor. Ayrıca, İsrail’in Çin ile artan ekonomik işbirliği, ABD’nin bölgedeki teknoloji ve güvenlik endişelerini tetikliyor. Çin’in İsrail’deki liman işletmeciliği ve teknoloji yatırımları, Washington’un gözünde stratejik bir tehdit olarak algılanıyor. Filistin cephesinde ise, ABD’nin iki devletli çözüme verdiği destek, Netanyahu döneminde neredeyse tamamen rafa kalkmış durumda. Muhalefetteki bazı isimler, bu politikayı revize ederek ABD ile uyumu yeniden sağlama sözü veriyor. Dolayısıyla, Netanyahu hükümetinin düşmesi halinde, İsrail’in dış politikasında önemli bir dönüşüm yaşanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Ortadoğu politikası açısından kritik bir döneme işaret ediyor. İsrail’de hükümet değişikliği, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir sayfa açabilir. Netanyahu döneminde inişli çıkışlı seyreden ikili ilişkiler, muhalefetin daha ılımlı söylemleri ve ABD ile uyumlu politikaları sayesinde normalleşme ivmesi kazanabilir. Özellikle, enerji işbirliği, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetleri ve bölgesel güvenlik konularında Türkiye lehine yeni diplomatik alanlar doğabilir. Ayrıca, Filistin meselesinde Ankara’nın geleneksel duruşuna daha yakın bir İsrail yönetimi, ikili ilişkilerdeki gerilimi azaltabilir. Ancak, bu senaryonun gerçekleşmesi için Netanyahu hükümetinin fiilen düşmesi ve muhalefetin iktidara gelmesi gerekiyor. Bu nedenle, Türkiye’nin süreci yakından izlemesi ve olası değişimlere hazırlıklı olması önem taşıyor.