Önde gelen bir Siyonist aktivist, İsrail'in 15 yıl içinde Mısır'la savaşa gireceğini öngörerek, ülkenin bir sonraki stratejik tehdidinin İran ve bölgesel müttefiklerinin zayıflamasının ardından Sünni Müslüman güçlerden geleceğini savundu. Jewish News Syndicate (JNS) Uluslararası Politika Konferansı'nda konuşan aktivist, İsrail'in askeri ve istihbarat çevrelerinde uzun süredir tartışılan bir senaryoyu gündeme taşıdı. Uyarı, bölgedeki güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
İsrailli yetkililer ve güvenlik analistleri, on yılı aşkın süredir İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçlerine odaklanmış durumda. Ancak aktivistin uyarısı, Tahran'ın zayıflaması halinde Sünni Arap devletleriyle, özellikle Mısır'la çatışma riskinin artabileceğine işaret ediyor. Konuşmasında, 'İran ve Hizbullah'ı zayıflattıktan sonra sırada Mısır olacak. 15 yıl içinde İsrail-Mısır savaşı kaçınılmaz,' ifadelerini kullandı. Mısır, 1979 Camp David Anlaşmaları'ndan bu yana İsrail'le barış içinde yaşayan ilk Arap ülkesi olma özelliğini koruyor. Ancak son yıllarda Kızıldeniz'deki Husi tehdidi ve Sina Yarımadası'ndaki güvenlik sorunları, iki ülke arasında yeni bir iş birliği alanı yaratsa da temel jeopolitik rekabet sürüyor.
İsrail'in Mısır'la savaş senaryosu, uzmanlara göre düşük olasılıklı ancak göz ardı edilmemesi gereken bir risk. Mısır ordusu, ABD silahlarıyla donatılmış bölgenin en büyük askeri güçlerinden biri. İsrail ise Kaliforniya ve Arizona'nın toplamından daha küçük bir yüzölçümüne sahip, ancak nükleer silahlara sahip olduğu bilinen bir güç. Aktivistin konuşması, İsrail güvenlik doktrinindeki potansiyel bir değişime işaret ediyor: İran'dan kaynaklanan tehdit azaldıkça, asıl rakip Arap dünyasının merkezi devletleri haline gelebilir.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail-Mısır savaşı öngörüsü, İbrahimi Anlaşmaları ve bölgesel normalleşme süreçleriyle şekillenmekte olan Ortadoğu'da yeni bir kırılma hattı yaratma potansiyeli taşıyor. Mısır, İsrail'le ilişkilerinde resmî olarak barışçıl bir çizgi izlese de kamuoyunda Filistin davasına destek büyük. Aktivistin sözleri, Mısır'da Filistin yanlısı duyguların yükseldiği bir dönemde, özellikle Gazze'deki gelişmelerin ardından, Kahire yönetimini zor durumda bırakabilir.
Öte yandan, İsrail'in Suudi Arabistan'la normalleşme süreci devam ederken, bu tür bir savaş senaryosu Riyad'ı da etkileyecektir. Suudi yönetimi, İran tehdidine karşı İsrail'le yakınlaşmayı tercih ediyor ancak Mısır'la doğrudan bir çatışma, Arap Birliği'nin bölünmesine yol açabilir. ABD ve Avrupa Birliği'nin arabuluculuk çabaları da bu bağlamda sınanacaktır. Bölgede nükleer silahların varlığı, herhangi bir çatışmayı küresel bir krize dönüştürme riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Mısır'la İsrail arasında olası bir çatışma, Türkiye'yi enerji koridorları ve bölgesel güvenlik mimarisi açısından zorlayabilir. Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı ve Libya'daki dengeler bu savaştan etkilenecek başlıca alanlar. Ayrıca, Mısır'la ilişkilerini normalleştirme sürecinde olan Türkiye, bu senaryo karşısında diplomatik pozisyonunu netleştirmek durumunda kalabilir. Filistin meselesine verdiği destek bilinen Ankara'nın, Mısır'la iş birliğini sürdürürken İsrail'le ilişkilerini dengelemesi gerekecektir. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni mülteci akımlarına ve güvenlik risklerine yol açabilir.