İngiltere'de siyasi dengeler yeniden değişiyor. Başbakan Keir Starmer, 22 Haziran'da parti içinden gelen yoğun baskılar sonucunda istifa etmek zorunda kaldı. 2024 yılında kazandığı ezici seçim zaferinin ardından hızla eriyen kamuoyu desteği, art arda yapılan siyasi hatalar ve yönetim zaafları nedeniyle yerini koruyamadı. Starmer'in halefi olarak en güçlü aday gösterilen Andy Burnham, kısa süre önce milletvekili olarak yemin ederek resmen parti liderliği yarışına katıldı. Burnham'ın şu an için resmi bir rakibi bulunmuyor.
Starmer'in düşüşü: Zaferden istifaya
Keir Starmer, 2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi'ni tarihi bir zafere taşıyarak başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Ancak göreve başlamasının ardından geçen 18 ayda, politikalarındaki tutarsızlıklar ve kabine içi çekişmeler partinin popülaritesine büyük darbe vurdu. Ekonomik reform vaatleri yerine getirilemezken, sağlık ve eğitim alanındaki kesintiler halkın tepkisini çekti. Anketlerde muhafazakarların yeniden yükselişe geçmesi, parti içinde Starmer'e karşı bir isyan dalgasını tetikledi. Son olarak, bir bakanın yolsuzluk iddialarıyla sarsılan hükümet, güven oylamasında çoğunluğu sağlayamayınca Starmer istifayı tercih etti.
Andy Burnham ise uzun yıllardır İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor. Daha önce Sağlık Bakanlığı görevini yürüten Burnham, özellikle Greater Manchester Belediye Başkanı olarak yerel yönetimdeki başarısıyla dikkat çekiyor. Parti içinde sol kanadın desteğini arkasına alan Burnham, popülist söylemleriyle geniş kitlelere hitap ediyor. Yemin töreninin ardından yaptığı açıklamada, "Partimizi yeniden birleştirecek ve halkın güvenini tazeleyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'da yeni bir sol dalga mı?
Starmer'in istifası, sadece İngiltere iç siyaseti açısından değil, Avrupa genelinde de yankı buldu. Birleşik Krallık, Brexit sonrası Avrupa Birliği ile ilişkilerini yeniden düzenlemeye çalışırken, başbakan değişikliği bu sürecin seyrini etkileyebilir. Andy Burnham, daha ılımlı bir AB yanlısı olarak biliniyor ancak Brexit'in tamamen tersine çevrilmesi gibi bir hedefi bulunmuyor. Uzmanlar, Burnham'ın liderliğinde İngiltere'nin AB ile daha yakın ticari ilişkiler kurmaya çalışacağını ancak bağımsızlık vurgusundan da vazgeçmeyeceğini öngörüyor.
Öte yandan Avrupa'da son yıllarda sosyal demokrat partilerin yükselişi dikkat çekiyor. Almanya'da SPD'nin zaferi, Fransa'da sol ittifakın güçlenmesi ve şimdi de İngiltere'de İşçi Partisi'nin yeniden yapılanması, kıtada sol dalganın etkisini artırdığını gösteriyor. Ancak İngiltere özelinde, Burnham'ın merkez sol politikalarının, Starmer'in başarısızlığının gölgesinde nasıl bir performans sergileyeceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki bu siyasi değişim, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da bölgesel dengeler açısından önem taşıyor. İngiltere, NATO ve Avrupa güvenliğinde kilit bir ortak olarak Türkiye ile savunma sanayiinden ticarete pek çok alanda işbirliği yürütüyor. Burnham'ın liderliğinde İngiltere'nin dış politikasının daha çok sosyal demokrat çizgiye kayması, özellikle insan hakları ve demokrasi vurgusunu artırabilir. Bu durum, Türkiye-İngiltere ilişkilerinde yeni bir diyalog zeminini beraberinde getirebilir. Ancak kısa vadede lider değişikliğinin ikili ilişkilerde radikal bir dönüşüme yol açması beklenmiyor.