Viyana'da yaşayan bir kadın, şehirdeki umumi tuvaletlerde kadınların kabin kullanımı için ücret ödemek zorunda kalmasını, erkeklerin ise pisuarları ücretsiz kullanabilmesini 'cinsiyet ayrımcılığı' olarak nitelendirerek belediyeye dava açtı. Kadın, bu uygulamanın eşitlik ilkesini ihlal ettiğini savunuyor.
Gelişmenin arka planı
Avusturya'nın başkenti Viyana'da umumi tuvaletlerin büyük bölümü işletmeciler tarafından yönetiliyor ve belirli bir ücret karşılığında hizmet veriyor. Ancak kadın tuvaletlerinde her kabin için ücret alınırken, erkek tuvaletlerinde pisuarların ücretsiz olması, uzun süredir tartışma konusuydu. Dava konusu olan uygulama, özellikle şehir merkezindeki yoğun kullanılan tuvaletlerde geçerli.
Davayı açan kadın, bu uygulamanın kadınları ekonomik olarak dezavantajlı duruma düşürdüğünü ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine aykırı olduğunu belirtiyor. Kadın, ayrıca kadınların fizyolojik olarak daha sık tuvalet ihtiyacı duyduğunu ve bu nedenle ücretli uygulamanın kadınlara daha fazla mali yük getirdiğini vurguluyor.
Viyana Belediyesi, konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak belediye yetkililerinin, işletmecilerle yapılan sözleşmeleri gözden geçirmeyi ve uygulamanın eşitlik ilkelerine uygunluğunu değerlendirmeyi planladığı öğrenildi. Uzmanlar, bu davanın Avrupa genelinde benzer uygulamalara karşı emsal oluşturabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Viyana'daki bu dava, sadece Avusturya'yı değil, tüm Avrupa'yı ilgilendiren bir toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Birçok Avrupa şehrinde umumi tuvaletlerde kadın ve erkek ücretleri farklılık gösterebiliyor. Kadın hakları örgütleri, bu tür uygulamaların kadınları orantısız şekilde etkilediğini ve 'pembe vergi' olarak adlandırılan cinsiyet temelli fiyat farklılaşmasının bir örneği olduğunu savunuyor.
Benzer davalar İngiltere, Almanya ve İsviçre'de de görülmüş; bazı belediyeler bu tür uygulamaları kaldırarak ücretsiz tuvalet hizmeti sunmaya başlamıştı. Viyana'daki dava, şehrin uluslararası imajı açısından da önem taşıyor; zira Viyana, düzenli olarak 'yaşanabilir şehir' sıralamalarında üst sıralarda yer alıyor ve sosyal politikalarıyla tanınıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de umumi tuvaletlerde benzer ücret uygulamaları bulunuyor; ancak bu konuda toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden yapılan tartışmalar ve yasal düzenlemeler sınırlı. Viyana'daki bu dava, uluslararası alanda eşitlik ilkesinin güçlü bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki uyum çalışmaları düşünüldüğünde, bu tür davaların Türkiye'deki kamuoyu ve karar alıcılar üzerinde örnekleyici bir etki yaratması olasıdır. Ayrıca, küresel ölçekte sessiz bir eşitlik mücadelesi olarak nitelendirilebilecek bu gelişme, Türkiye'deki yerel yönetimlerin de kendi politikalarını gözden geçirmeleri için bir farkındalık oluşturabilir.