24 Haziran 2023 tarihinde Venezuela'nın kuzey kıyısındaki La Guaira eyaleti, birbiri ardına gelen iki şiddetli depremle sarsıldı. France 24 muhabiri Maxime Pluvinet'in bölgeden aktardığına göre, depremlerin vurduğu en ağır bölgelerden biri olan La Guaira'da 'tüm binalar çöktü' ve Venezuelalılar, enkaz altında kalan yakınlarından haber almayı bekliyor. İlk depremin büyüklüğü 7.0 olarak ölçülürken, saatler sonra gelen ikinci deprem 6.5 büyüklüğündeydi. Yetkililer, can kaybının artmasından endişe ediyor ve bölgede arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Depremin arka planı ve etkileri
Venezuela, Pasifik Ateş Çemberi üzerinde yer almasa da Karayip levhası ile Güney Amerika levhasının kesiştiği bir bölgede bulunuyor. Bu nedenle ülke tarihsel olarak orta şiddette depremlere maruz kalıyor ancak bu kez yaşanan depremler, özellikle yapı stokunun zayıf olduğu bölgelerde büyük yıkıma yol açtı. La Guaira eyaleti, başkent Caracas'ın hemen kuzeyinde yer alan ve yoğun nüfuslu bir liman kenti. Depremler, özellikle kaçak yapılaşmanın yaygın olduğu yoksul mahallelerde ağır hasara neden oldu. Pluvinet'in aktardığına göre, binaların inşasında kullanılan standart altı malzemeler ve denetimsizlik, yıkımı artıran başlıca faktörler arasında. Enkaz altında kalanlar için yapılan arama çalışmaları, yetersiz ekipman ve uzman sayısı nedeniyle yavaş ilerliyor.
Depremler, Venezuela'nın zaten ağır bir ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde meydana geldi. Ülkede hiperenflasyon, elektrik kesintileri ve temel ihtiyaç maddelerinin kıtlığı gibi sorunlar yaşanırken, doğal afetlerin bu koşullarda yarattığı ek yük daha da ağır hissediliyor. Uluslararası yardım çağrıları yapılırken, ABD ve Avrupa Birliği'nden acil yardım sözleri gelse de, siyasi ve ekonomik izolasyon nedeniyle yardımların ulaştırılması zor görünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Venezuela'daki deprem, Latin Amerika genelinde doğal afetlere karşı hazırlık ve müdahale kapasitesini yeniden gündeme taşıdı. Bölge ülkeleri, sık sık deprem, kasırga ve sel gibi felaketlerle karşı karşıya kalıyor ancak özellikle Venezuela gibi siyasi ve ekonomik çalkantı içindeki ülkeler, bu tür afetlerin üstesinden gelmekte güçlük çekiyor. Depremin ardından Kolombiya, Brezilya ve Meksika gibi komşu ülkeler arama-kurtarma ekipleri ve insani yardım gönderme sözü verdi. Ancak Venezuela hükümetinin uluslararası yardımları kabul etme konusunda siyasi kriterler ileri sürmesi, yardımların zamanında ulaşmasını geciktirebilir. Küresel ölçekte ise, iklim değişikliğinin doğal afetlerin sıklığını ve şiddetini artırdığı gerçeği, deprem gibi jeolojik afetler için geçerli olmasa da, bu tür krizlerin yönetiminde dayanışmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Venezuela'daki deprem, Türkiye'nin doğal afet yönetimi konusundaki deneyimini uluslararası alanda sergileme fırsatı sunuyor. Türkiye, Kahramanmaraş depremlerinin ardından 'Asrın Felaketi' olarak adlandırılan süreçte arama-kurtarma ve geçici barınma alanında önemli bir bilgi birikimi edindi. AKUT ve AFAD gibi kuruluşların bu birikimi, Venezuela'ya yapılabilecek bir yardım çerçevesinde değerlendirilebilir. Ayrıca, Türkiye-Venezuela ilişkileri son yıllarda ticari ve diplomatik alanda ivme kazanmışken, bu tür bir yardım, iki ülke arasındaki bağları güçlendirebilir. Öte yandan, Venezuela'daki ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık, Türk firmalarının bölgedeki yatırımlarını (inşaat, enerji gibi) risk altında bırakabilir; ancak deprem sonrası yeniden imar süreci, uzun vadede yeni fırsatlar da doğurabilir.