Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilerin geçişi yeniden başlarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Cuma gününe kadar tamamen açık olacak" sözü vermesine rağmen bu hayati su yolunun kim tarafından yönetileceği sorusu yanıtsız kalmaya devam ediyor. Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapan bu stratejik geçit, son haftalarda İran'ın askeri tatbikatları ve artan gerilimler nedeniyle fiilen kapanma noktasına gelmişti. Trump yönetiminin baskıları ve uluslararası denizcilik örgütlerinin çağrıları üzerine bazı tankerler rotalarını yeniden bu güzergâha çevirirken, uzmanlar boğazın uzun vadeli güvenliği ve yönetim modeli konusunda ciddi endişeler taşıyor.
Hürmüz Boğazı'nda son durum: Gemiler geçiyor ama belirsizlik sürüyor
Hürmüz Boğazı, İran'ı Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden ayıran dar bir su geçişidir ve küresel enerji arz güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Son günlerde birkaç ham petrol tankeri ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) taşıyıcısı, uluslararası deniz hukuku çerçevesinde boğazdan geçiş yapmayı başardı. Ancak bu geçişler, İran Devrim Muhafızları'nın bölgedeki varlığı ve ABD donanmasının artırılmış devriyeleri arasında gerçekleşiyor. Trump yönetimi, 22 Şubat'ta yaptığı açıklamada boğazın "en geç Cuma günü itibarıyla tamamen işler halde olacağını" duyurmuştu. Buna rağmen, boğazın güvenliğini sağlayacak uluslararası bir çerçeve henüz oluşturulmuş değil. İran, boğazın kendi egemenlik sularından geçen kısmı üzerinde kontrol iddiasını sürdürürken, ABD ve müttefikleri bu iddiaya karşı çıkıyor. Uzmanlar, geçici bir çözüm olarak Umman'ın arabuluculuğunda bir uzlaşıya varılabileceğini, ancak kalıcı bir yönetim modelinin aylar alabileceğini belirtiyor.
Bölgesel gerilim ve küresel enerji piyasalarına yansımaları
Hürmüz Boğazı'ndaki bu belirsizlik, küresel petrol ve gaz piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor. Brent petrolün varil fiyatı son iki haftada yüzde 8 artarak 85 dolar seviyesine yükseldi. Analistler, boğazın tamamen açılması durumunda bile fiyatların eski seviyelerine dönmesinin zaman alacağını, çünkü nakliye sigorta primlerinin ve risk algısının yüksek kaldığını ifade ediyor. Bölgesel olarak ise Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleri, petrol ve gaz ihracatlarının kesintiye uğramaması için alternatif boru hattı projelerini hızlandırma kararı aldı. İran ise boğazı askeri bir koz olarak kullanmaya devam ediyor; geçen hafta yapılan tatbikatlarda gemilere el koyma senaryoları canlandırıldı. Bu durum, sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel bir güç mücadelesinin de parçası olarak görülüyor. ABD'nin 5. Filosu bölgede varlığını artırırken, Rusya ve Çin'in de dolaylı olarak İran'ı desteklemesi, jeopolitik dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Türkiye için doğrudan güvenlik ve ekonomi tehdidi oluşturmasa da, enerji arz güvenliği açısından kritiktir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden sağlamaktadır; boğazın uzun süreli kapanması veya istikrarsızlaşması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran ile ABD arasındaki gerilimin yükselmesi, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik dengelerini zorlayabilir. Türkiye, hem İran'la komşuluk ilişkilerini hem de ABD ile stratejik ortaklığını yönetmek durumundadır. Bu nedenle, Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ilişkin uluslararası bir mutabakata varılması, Türkiye'nin de çıkarına olacaktır.