Sudan'ın batısındaki stratejik El-Obeid kenti, Pazartesi günü paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (RSF) atfedilen insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla sarsıldı. Saldırılar, ordu birliklerinin kenti başkent Hartum'a bağlayan ana karayolunu geri almasından saatler sonra gerçekleşti. Görgü tanıkları, kentin çeşitli noktalarında şiddetli patlamalar duyulduğunu, dumanların yükseldiğini ve halkın sığınaklara koştuğunu bildirdi. Henüz resmi bir açıklama yapılmazken, saldırıların RSF'nin orduya karşı savaşta yeni bir cephe açma girişimi olduğu değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Sudan, Nisan 2023'ten bu yana ordu ile RSF arasında kanlı bir iç savaşa sahne oluyor. Çatışmalar, ülkenin başkenti Hartum'da başlamış, kısa sürede Darfur ve Kordofan gibi bölgelere yayılmıştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar sonucu on binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi.
El-Obeid, Sudan'ın Kuzey Kordofan eyaletinin merkezi ve Hartum'u ülkenin batısına bağlayan hayati bir kavşak noktası. Kentin kontrolü, her iki taraf için de stratejik önem taşıyor. Ordu, son haftalarda Hartum çevresindeki kuşatmayı kırmak ve ülkenin batısıyla bağlantıyı yeniden sağlamak için yoğun operasyonlar yürütüyordu. Rayları kullanılmayan demiryolu hattının yanı sıra, kentin güvenliği, insani yardım koridorlarının açılması açısından da kritik.
Ordu, Pazar günü yaptığı açıklamada, El-Obeid'i Hartum'a bağlayan karayolu üzerindeki kontrolü sağladığını ve yolun kullanıma açıldığını duyurmuştu. Ancak bu başarı, kısa süre sonra RSF'nin İHA saldırılarıyla gölgelendi. Analistler, RSF'nin özellikle büyük şehirlerde asimetrik savaş taktiklerine yöneldiğini, bu kapsamda İHA saldırılarını sıkça kullandığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki çatışma, yalnızca ülke sınırlarını aşan bölgesel ve küresel yansımalara sahip. Mısır, Etiyopya ve Çad gibi komşu ülkeler, savaşın istikrarsızlığı artırmasından endişe duyuyor. Özellikle Nil Nehri'nin su paylaşımı konusunda bölgesel bir gerginlik yaşanırken, Sudan'ın iç savaşı bu dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor.
Uluslararası toplum, ateşkes çağrılarını yineleyerek, insani yardımın ulaştırılması için taraflara baskı yapıyor. Suudi Arabistan ve ABD öncülüğünde yürütülen müzakereler, şu ana kadar kalıcı bir sonuç vermedi. BM ve Afrika Birliği'nin barış girişimleri de taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle ilerleme kaydedemedi. Öte yandan, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin farklı taraflara destek verdiği yönündeki iddialar, çatışmanın uluslararası boyutunu gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki çatışmanın taraflarıyla tarihsel olarak iyi ilişkiler geliştirmiştir. Bu nedenle, ülkenin istikrarı Ankara için büyük önem taşımaktadır. Türkiye, Sudan'daki krize çözüm bulunması için yürütülen uluslararası çabalarda aktif rol oynamakta, taraflar arasında diyalog çağrısında bulunmaktadır. Ayrıca, Türk iş insanlarının Sudan'daki yatırımları ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi, çatışmanın sona ermesini Türkiye açısından ekonomik olarak da zorunlu kılmaktadır. Bölgesel istikrar endişeleri, Türkiye'nin Sudan'daki gelişmeleri yakından takip etmesine neden olurken, Ankara'nın arabuluculuk girişimleri, krizin çözümünde önemli bir kapı aralayabilir.