ABD'nin İran'a yönelik artan askeri baskısı, Kızıldeniz'in güney girişindeki stratejik Bab el-Mendep Boğazı'nı kontrol eden Yemen'deki İran destekli Husilere, Suudi Arabistan karşısında yeni bir koz kazandırdı. Husiler, son haftalarda bölgedeki ABD ve İsrail bağlantılı ticari gemilere yönelik saldırılarını artırırken, bu durum Suudi Arabistan'ı hem güvenlik hem de ekonomik açıdan zorlayan bir denklem oluşturuyor.
Husilerin Stratejik Hamleleri
Husiler, 2014 yılında Yemen'in başkenti Sana'yı ele geçirmesinden bu yana ülkenin kuzeybatısında kontrolü elinde tutuyor. Ancak asıl stratejik kazanımları, Kızıldeniz'in güneyindeki Bab el-Mendep Boğazı kıyılarında konuşlanmalarıyla başladı. Dünya ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği bu dar su yolu, Asya ile Avrupa arasındaki en kısa deniz bağlantısını sağlıyor. Husiler, elindeki insansız hava araçları, füzeler ve deniz mayınlarıyla bu hayati geçişi tehdit edebilecek kapasiteye sahip.
Son dönemde Husiler, Gazze'deki İsrail saldırılarına tepki olarak İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. ABD'nin İran'a yönelik artan askeri baskısı ise Husilere uluslararası meşruiyet kazandıran bir zemin hazırladı. Husiler, kendilerini Filistin davasının savunucusu olarak konumlandırırken, bölgedeki Arap sokaklarında da destek buluyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın Yemen politikasını doğrudan etkiliyor.
Suudi Arabistan'ın Zor Durumu
Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'de Husilere karşı sürdürdüğü askeri operasyonlarda başarısız oldu. Binlerce kişinin öldüğü, on milyonlarca insanın insani krizle karşı karşıya kaldığı savaş, Suudi Arabistan'a uluslararası kamuoyunda büyük bir itibar kaybı yaşattı. Şimdi ise Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Suudi Arabistan'ın enerji ihracatının güvenliğini de tehdit ediyor.
Suudi Arabistan, dünya petrol ihracatının önemli bir kısmını Bab el-Mendep üzerinden gerçekleştiriyor. Husilerin bu bölgedeki artan faaliyetleri, Riyad yönetimini askeri müdahale ile diplomatik çözüm arasında sıkıştırıyor. Suudi yetkililer, Husilerle doğrudan müzakere ederek çatışmayı sonlandırmayı umuyor ancak ABD'nin İran'a yönelik baskısı, Husilerin müzakere masasındaki elini güçlendiriyor. Husiler, İran'ın desteğiyle Suudi Arabistan'ı daha fazla taviz vermeye zorlayabilir.
Bölgesel Dengeler ve Küresel Enerji Güvenliği
Bab el-Mendep'teki gerilim, yalnızca Yemen ve Suudi Arabistan'ı ilgilendirmiyor. Küresel enerji piyasaları, buradaki herhangi bir kesintiden doğrudan etkileniyor. Mısır'ın Süveyş Kanalı'na alternatif bir rota olması nedeniyle, boğazın kapanması petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olabilir. Bu durum, uluslararası toplumun dikkatini bölgeye çekiyor ve tansiyonun daha da tırmanmasına yol açıyor.
ABD, son haftalarda Bab el-Mendep civarında devriye gezen savaş gemileri konuşlandırdı ve Husilere yönelik hava saldırıları düzenledi. Ancak bu adımlar Husileri caydırmadığı gibi, onların uluslararası alanda meşruiyetini artırabilir. İran'ın ise bu gerilimi kendi lehine kullanma potansiyeli bulunuyor. Tahran, Husiler üzerindeki nüfuzunu kullanarak Suudi Arabistan ve ABD üzerinde baskı kurabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Bab el-Mendep'teki gelişmeleri yakından izliyor. Bu boğaz, Türkiye'nin Orta Doğu ve Asya ile ticaretinde kritik bir öneme sahip. Ayrıca Türkiye, Yemen'deki insani krize duyarsız kalmıyor ve bölgede istikrarın sağlanmasını kendi çıkarları açısından önemli görüyor. Husilerin artan saldırıları, Kızıldeniz'deki deniz ticaretini tehdit ettiği için Türkiye'yi de dolaylı yoldan etkileyebilir. Ankara, bu süreçte hem Suudi Arabistan ile ilişkilerini hem de bölgesel istikrarı gözeten bir denge politikası izlemeye çalışıyor. Öte yandan Türkiye'nin Katar ile olan yakın ilişkileri ve İran'la sürdürdüğü diyalog, bölgedeki gerilimin daha da büyümesini önlemede önemli bir diplomatik araç olabilir.