Ukrayna, Rusya’nın en kuzeydeki ikinci büyük şehri olan Saint Petersburg’a insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenleyerek savaşı doğrudan Rusya topraklarına taşıdı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, saldırının bir gün önce Rusya’nın birçok Ukrayna kentine düzenlediği ölümcül saldırılara ‘adil bir yanıt’ olduğunu söyledi. Bu eylem, Kiev’in Rusya’nın derinliklerine vurma kapasitesinin arttığını da gösteriyor. FRANCE 24 muhabiri Douglas Herbert, bu gelişmenin Rusya için ne anlama geldiğini analiz ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ukrayna’nın saldırısı, Rus ordusunun Ukrayna’nın Harkiv, Zaporijya ve Dnipro gibi kentlerine düzenlediği yoğun füze ve İHA saldırılarının hemen ertesinde geldi. Rus saldırılarında en az 11 sivil hayatını kaybetmiş, onlarca kişi yaralanmıştı. Zelenskiy, ulusa sesleniş konuşmasında ‘Savaş, onu başlatanların topraklarına geri dönüyor’ ifadelerini kullandı. Kiev yönetimi, uluslararası hukuka göre meşru müdafaa hakkı çerçevesinde Rusya’daki askeri hedefleri vurabileceğini savunuyor.
Saint Petersburg saldırısında, şehrin güneyindeki bir petrol deposunun hedef alındığı bildirildi. Rusya Savunma Bakanlığı, saldırının püskürtüldüğünü ve önemli bir hasar olmadığını açıkladı. Ancak bağımsız kaynaklar, en az iki İHA’nın hedefine ulaştığını ve birkaç saat süren yangına neden olduğunu belirtiyor. Bu, Ukrayna’nın şimdiye kadar Rusya’nın en büyük ikinci şehrine yaptığı en ciddi saldırı olarak kayıtlara geçti.
Ukrayna’nın Rusya içindeki saldırı kapasitesi son aylarda belirgin şekilde arttı. Kiev, yerli üretim uzun menzilli İHA’lar ve Batı’dan sağlanan bazı füze sistemleriyle Moskova, St. Petersburg ve sınır bölgelerindeki askeri tesisleri vurabiliyor. Analistlere göre bu, savaşın seyrini değiştirmese de Rus halkı üzerinde psikolojik bir baskı oluşturuyor ve Putin yönetimini zor durumda bırakıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Saint Petersburg saldırısı, savaşın Rusya iç siyasetine ve kamuoyuna yansıması açısından kritik bir dönemeç. Putin, savaşı Ukrayna’da ‘özel askeri operasyon’ olarak tanımlayarak Rus halkının günlük hayatını etkilemeyeceği mesajı vermişti. Ancak Ukrayna’nın artan menzil ve kapasitesi, Rusya’nın büyük şehirlerinin de güvenlik endişesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu durum, savaş karşıtı duyguları körükleyebilir ve Putin’in meşruiyetini sorgulayabilir.
Batılı müttefikler, Ukrayna’ya sağladıkları silahların Rusya topraklarında kullanılmaması konusunda kısıtlamalar koymuştu. Ancak Ukrayna’nın kendi ürettiği İHA’larla bu tür saldırıları yapabiliyor olması, Batı’nın ‘kırmızı çizgileri’ni aşındırıyor. AB ve NATO ülkeleri, Ukrayna’nın meşru müdafaa hakkını desteklemekle birlikte, savaşın doğrudan Rusya topraklarına sıçramasının bir tırmanma riski taşıdığı uyarısında bulunuyor.
Öte yandan Rusya, saldırıya misilleme olarak Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırdı. Uzmanlar, bu şekilde karşılıklı saldırıların savaşı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürdüğünü ve barış ihtimalini daha da zorlaştırdığına dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna’nın Rusya topraklarına yönelik saldırıları, Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenlik dengelerini doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi uyarınca boğazlardan geçişleri kontrol ederken, savaşın Karadeniz’e yayılması riski Ankara’yı tedirgin ediyor. Ayrıca Türkiye, hem Rusya hem Ukrayna ile dengeli ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor. Bu tür saldırılar, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarını sekteye uğratabilir ve enerji ticaretini etkileyebilir. Türkiye’nin, tırmanmayı önlemek için NATO ve BM ile koordineli bir şekilde hareket etmesi bekleniyor.