Hürmüz Boğazı'nda artan jeopolitik gerilim, bölgeden geçen ticari gemilerde görev yapan binlerce denizciyi fiilen mahsur bıraktı. Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, krizin insani boyutuna dikkat çekerek, mürettebatın haftalardır limana yanaşamadığını, ikmal ve izin sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını açıkladı. Boğaz, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor.
Gelişmenin Arka Planı: Artan Askeri Hareketlilik ve Mürettebatın Kaderi
Hürmüz Boğazı'nda son aylarda İran ile ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri arasında yaşanan gerginlik, ticari deniz taşımacılığını felce uğratma noktasına getirdi. Geçtiğimiz haftalarda çok sayıda tanker ve konteyner gemisi, güvenlik riski nedeniyle boğaz geçişlerini durdurdu ya da rotalarını değiştirdi. Denizcilik sendikalarına göre, yaklaşık 5 bin gemi mürettebatı üyesi, limanlara yanaşamadığı için haftalardır açık denizde bekletiliyor. Bu durum, temel ihtiyaçların karşılanamaması, psikolojik baskı ve ailelerinden ayrı kalma gibi ciddi sorunlara yol açıyor. IMO Başkanı Dominguez, “Mürettebatın sağlık durumu kritik seviyede. Uzun süre karaya çıkamamak, sosyal izolasyon ve belirsizlik, denizcilerin ruh sağlığını tehdit ediyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca bazı gemilerde erzak ve taze su sıkıntısı baş gösterdi.
Krizin deniz ticaretine etkisi de büyük. Petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşıyan tankerlerin boğazı geçememesi, küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalara neden oluyor. Sigorta primleri artarken, bazı nakliye şirketleri alternatif rotalar aramaya başladı. Ancak bu rotalar hem daha uzun hem de daha maliyetli. Deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unu oluşturan Hürmüz Boğazı'ndaki aksama, tedarik zincirlerinde de kırılmalara yol açabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Koridoru Tehlikede
Hürmüz Boğazı, İran ile Umman arasında yer alan ve Basra Körfezi'ni Hint Okyanusu'na bağlayan dar bir su geçididir. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri buradan taşınır. Son dönemde İran'ın uluslararası yaptırımlara karşı misilleme olarak boğazı kapatma tehditleri ve ABD donanmasının varlığını artırması, tansiyonu yükseltti. Ayrıca Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları da bölgedeki deniz güvenliğini tehdit ediyor. Uzmanlar, askeri gerilimin sürmesi halinde boğazın tamamen kapanabileceğini ve bunun küresel bir enerji krizine yol açabileceğini belirtiyor. Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi Asya ekonomileri enerji ihtiyaçlarının büyük kısmını bu koridor üzerinden karşılıyor. Avrupa ülkeleri de LNG ithalatı için boğaza bağımlı. Bu nedenle kriz sadece bölgesel değil, küresel ölçekte de hissediliyor.
IMO, taraflara mürettebatın güvenliğini sağlama ve insani yardım koridorları oluşturma çağrısında bulundu. Dominguez, “Uluslararası hukuk, denizcilerin temel haklarını korur. Savaş ya da gerilim, bu hakların ihlalini meşrulaştıramaz. Gemilerin limanlara girişine izin verilmeli, mürettebat değişimi yapılmalıdır” dedi. Ancak şu ana kadar taraflardan somut bir adım gelmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı krizi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı yoldan önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artıştan olumsuz etkilenecektir. Ayrıca Türk bandıralı gemiler ve denizciler de bölgede faaliyet gösteriyor. Türkiye'nin denizcilik sektörü, krizin uzaması halinde navlun maliyetlerinde artış ve rotalama zorluklarıyla karşılaşabilir. Savunma ve dış politika açısından ise Türkiye, boğazın güvenliğini sağlamaya yönelik uluslararası çabalarda dengeleyici bir rol üstlenebilir. Özellikle Karadeniz'de yaşanan benzer krizlerin ardından, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ndeki tecrübesi, Hürmüz'de de alternatif modeller tartışılırken referans olabilir. Kriz, aynı zamanda Türkiye'nin enerji koridorlarındaki stratejik konumunu yeniden değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor.