Ukrayna hükümeti, Rusya'nın yaptırımları delmek için kullandığı sivil tankerlerden oluşan 'gölge filosu'na yönelik askeri saldırılarını hukuki zeminde savunmaya hazırlanıyor. Kiev, Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne (IMO) gönderdiği bir mektupta, bu tankerlerin uluslararası hukuk kapsamında meşru hedef olduğunu öne sürdü. Rusya ise Ukrayna'yı 'deniz terörizmi' ile suçlayarak karşı hamle hazırlığında.
Gelişmenin arka planı: Gölge filo ve hukuki tartışma
Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının ardından Batılı ülkeler tarafından uygulanan petrol fiyat tavanı ve ambargolar, Moskova'yı alternatif ihracat yolları bulmaya itti. Bu bağlamda ortaya çıkan 'gölge filo', çoğunlukla eski tankerlerden oluşan, sigortası belirsiz ve bayrak devleti denetiminden kaçan gemilerden meydana geliyor. Ukrayna'ya göre bu gemiler, Rus savaş ekonomisinin can damarı ve bu nedenle askeri hedef haline gelmiş durumda. Kiev, IMO'ya yazdığı mektupta, söz konusu tankerlerin askeri amaçlarla kullanıldığını ve uluslararası hukukun sivil gemilere tanıdığı dokunulmazlıktan yararlanamayacağını savundu. Rusya ise bu argümanı reddederek, Ukrayna'nın Karadeniz'deki sivil deniz ticaretini hedef almasının kabul edilemez olduğunu belirtiyor. Moskova, İstanbul merkezli IMO'ya yaptığı başvuruda, Ukrayna'nın eylemlerinin deniz güvenliğini tehdit ettiğini ve uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal ettiğini iddia etti.
Ukrayna'nın bu hukuki hamlesi, Karadeniz'de tırmanan bir deniz çatışmasının ortasında geliyor. Geçtiğimiz aylarda, Ukrayna deniz insansız hava araçları ve füzeleriyle birkaç Rus tankerine hasar vermişti. Rusya ise Ukrayna'nın liman kenti Odesa yakınlarında sivil gemilere yönelik saldırıları artırmıştı. Tarafların IMO nezdindeki diplomatik manevraları, savaşın deniz boyutunun giderek hukuki bir zemine taşındığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Karadeniz'de yeni bir cephe
Bu tartışma, yalnızca Ukrayna ve Rusya arasında değil, aynı zamanda küresel denizcilik endüstrisinde de yankı buluyor. Sigorta şirketleri, savaş riski primlerinin artmasından endişe ederken, petrol tüccarları alternatif tedarik rotaları arayışına girdi. Gölge filo, Batı yaptırımlarını aşmak için bir araç olarak görülüyor, ancak aynı zamanda deniz kazaları ve çevre felaketleri riskini de beraberinde getiriyor. Uluslararası hukuk uzmanları, sivil gemilerin askeri hedef olarak kabul edilebilmesi için bir dizi kriter olduğunu hatırlatıyor. Bir geminin yalnızca yaptırımları delmesi, onu otomatik olarak meşru hedef yapmıyor. Ancak gemi doğrudan askeri lojistik için kullanılıyorsa veya savaş çabalarına önemli katkı sağlıyorsa, durum farklılaşabiliyor. Ukrayna'nın IMO'ya sunduğu argüman, bu gri alanı netleştirmeyi hedefliyor. Öte yandan, NATO ve Avrupa Birliği, gölge filoya karşı ortak önlemler almayı tartışırken, Türkiye gibi bölge ülkeleri Boğazlar'daki geçiş rejimini sıkılaştırma seçeneklerini değerlendiriyor.
Küresel ölçekte, bu tartışma denizlerdeki yaptırım uygulamalarının sınırlarını yeniden tanımlayabilir. Eğer Ukrayna'nın hukuki tezi kabul görürse, diğer ülkeler de benzer gerekçelerle sivil gemilere müdahale edebilir. Bu durum, uluslararası deniz ticaretinin temel ilkelerini sarsma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, petrol fiyatlarının istikrarı da tehlikeye girebilir, çünkü gölge filonun hedef alınması, Rus petrolünün küresel piyasalara akışını kısıtlayarak fiyatları yukarı çekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna-Rusya savaşının deniz boyutundaki bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi uyarınca Karadeniz Boğazları'nın kontrolünü elinde tutarken, savaştan etkilenen tüm taraflarla dengeli bir diplomasi yürütüyor. Gölge filo tankerlerinin büyük kısmı, Boğazlar'dan geçerek küresel pazarlara ulaşıyor. Türkiye, savaşın başından beri gemilerin geçişini denetlemeye çalışıyor, ancak bayrak devleti ve sigorta bilgilerinin şeffaflığı konusunda zorluklar yaşıyor. Ukrayna'nın IMO başvurusu, Türkiye'nin yaptırım rejimini güçlendirmesi için bir fırsat sunabilir. Ancak Ankara, Rusya ile ekonomik ve enerji ilişkilerini de korumak zorunda. Bu nedenle, Türkiye'nin IMO nezdinde alacağı pozisyon, hem Batı ile ilişkilerini hem de Rusya ile olan bağlarını etkileyecek hassas bir denge noktası olarak öne çıkıyor.