Uber sürücüleri, şirketin ücret belirleme sisteminde kullandığı yapay zeka algoritmasının gizlilik yasalarını ihlal ettiğini ve gelirlerini düşürdüğünü iddia ederek Avrupa genelinde toplu dava başlattı. Sürücüler, algoritmanın 'ruhsuz' ve 'korkutucu' olduğunu, sürekli bir 'korku' içinde yaşadıklarını belirtiyor. Bu emsal niteliğindeki dava, teknoloji şirketlerinin algoritmik karar alma süreçlerine karşı artan işçi direnişinin sembolü haline geldi. Davanın İngiltere ve Hollanda'da dosyalandığı, önümüzdeki aylarda diğer Avrupa ülkelerine de genişletilmesinin beklendiği bildiriliyor.
Algoritmanın Gölgesinde Çalışma Koşulları
Londra merkezli hukuk firması ve sürücü hakları örgütleri tarafından yürütülen dava, Uber'in sürücülerin ne zaman, nerede ve ne kadar süreyle çalışacağını belirleyen, aynı zamanda ücretlerini hesaplayan yapay zeka sistemini hedef alıyor. Sürücüler, sistemin şeffaf olmadığını, kararların gerekçelerinin açıklanmadığını ve bu durumun iş güvencesizliğini artırdığını savunuyor. Davacılardan biri, 'Algoritma bize karşı soğuk ve duygusuz; sanki bir insan değil de bir makine tarafından yönetiliyoruz' ifadelerini kullandı.
Dava dilekçesinde, Uber'in algoritmasının Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliği'ne (GDPR) aykırı olduğu; sürücülerin kişisel verilerinin (konum, çalışma saatleri, hız gibi) izinsiz toplandığı ve bu verilerin ücret hesaplamasında kullanılmasının haksız rekabet yarattığı iddia ediliyor. Ayrıca, algoritmanın dinamik fiyatlandırma yoluyla talebi dengelemek adına sürücü ücretlerini keyfi olarak düşürdüğü, böylece sürücülerin gelirlerinde ciddi düşüşlere neden olduğu öne sürülüyor.
Uber ise yaptığı açıklamada, algoritmanın sürücülerin 'esneklik' ve 'özgürlük' avantajlarını koruyacak şekilde tasarlandığını, ücretlerin piyasa koşullarına göre belirlendiğini ve yasalara uygun olduğunu savundu. Şirket, sürücülerin ortalama gelirlerinin arttığını ve 'şeffaflık' ilkesine bağlı olduklarını belirtti. Ancak sürücü örgütleri, bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, birçok sürücünün asgari ücretin altında kazandığını ve algoritmanın çalışma koşullarını sürekli olarak kötüleştirdiğini ifade ediyor.
Avrupa'da Artan Algoritmik Adalet Mücadelesi
Bu dava, Avrupa'da platform ekonomisinde çalışanların hakları konusunda yaşanan daha geniş bir hareketin parçası. Son yıllarda, Avrupa Birliği ülkelerinde Uber, Bolt ve Deliveroo gibi platformlarda çalışan milyonlarca kişinin istihdam statüsü ve çalışma koşullarına ilişkin tartışmalar yoğunlaştı. İspanya ve Almanya gibi ülkeler, bu çalışanların 'işçi' olarak sınıflandırılması ve sosyal haklara erişimini sağlayan yasal düzenlemeler hayata geçirdi. Avrupa Komisyonu da 2021 yılında platform çalışanlarının istihdam durumunu netleştirecek bir direktif önerisini masaya yatırdı; ancak süreç üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle yavaş ilerliyor.
Bu dava, aynı zamanda yapay zekanın işyerlerinde kullanımına ilişkin etik ve yasal sorunları da gündeme getiriyor. AB'nin yakın zamanda kabul ettiği Yapay Zeka Yasası, yüksek riskli yapay zeka sistemlerinde şeffaflık ve insan gözetimi zorunluluğu getiriyor. Ancak sürücü avukatları, bu düzenlemelerin mevcut algoritmalar için geriye dönük uygulanmadığına, bu nedenle bugünkü mağduriyetleri gidermediğine dikkat çekiyor. Davanın sonucu, yalnızca Uber'in değil, tüm platform ekonomisini etkileyen emsal bir karar olabilir; algoritmaların insan işçiler üzerindeki kontrolüne karşı yeni bir hukuki zemin hazırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'deki benzer uygulamalara ve gelecekteki düzenlemelere ışık tutabilecek nitelikte. Türkiye'de faaliyet gösteren yerli ve yabancı platform şirketleri de algoritma tabanlı ücret belirleme sistemlerini kullanıyor. Bu şirketlerde çalışan binlerce kişi, benzer mağduriyetler yaşıyor; ancak yasal başvuru mekanizmaları ve toplu dava imkânları kısıtlı. Avrupa'da verilecek bir mahkeme kararı, Türkiye'deki sosyal tarafları ve yasa koyucuları, platform çalışanlarının haklarına yönelik daha kapsamlı düzenlemeler yapmaya teşvik edebilir. Ayrıca, Türk hukuk sistemi, AB ile uyum süreci çerçevesinde GDPR benzeri veri koruma yasalarını uygulamaya başladı; ancak yapay zeka kaynaklı ayrımcılık ve ölçülemez veri işleme konularında mevzuat eksikliği sürüyor. Bu dava, Türkiye için bir 'erken uyarı' sistemi olarak görülmeli; teknolojinin getirdiği işgücü dönüşümünde, çalışanların korunmasına yönelik adımların hızlandırılması gerektiğini gösteriyor.