Nepal Başbakanı Keşav Prasad Şarma Oli, ülkede son günlerde etkili olan şiddetli muson yağmurlarının tetiklediği sel ve toprak kaymalarının en az 100 kişinin ölümüne yol açtığını belirterek, bu felaketin doğrudan iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu açıkladı. Başkent Katmandu ve çevresinde hafta sonu yaşanan sel suları, yüzlerce evi sular altına alırken, onlarca kişi hâlâ kayıp. Yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini ve ölü sayısının artabileceğini duyurdu.
Felaketin Boyutları ve Kurtarma Çalışmaları
Nepal İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, 28-29 Eylül tarihlerinde meydana gelen sel felaketinde en az 104 kişi hayatını kaybetti, 72 kişi yaralandı ve 68 kişiden haber alınamıyor. Başkent Katmandu'da Bagmati Nehri'nin taşması sonucu birçok mahalle sular altında kaldı, yüzlerce aile evlerini terk etmek zorunda kaldı. Nepal ordusu ve polis ekipleri, helikopterler ve botlarla mahsur kalanları tahliye etmek için seferber oldu. Ülke genelinde 3 binden fazla kişi güvenli bölgelere nakledilirken, geçici barınma merkezleri kuruldu.
Başbakan Oli, yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, "Bu felaket, iklim değişikliğinin artık uzak bir tehdit olmadığını, kapımızda olduğunu gösteriyor. Nepal, sera gazı emisyonlarında dünyada en alt sıralarda yer almasına rağmen, iklim krizinin en ağır bedelini ödeyen ülkelerden biri. Uluslararası toplumun, gelişmekte olan ülkelere iklim uyum fonları konusunda verdikleri sözleri tutmaları artık bir tercih değil, zorunluluktur." ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nepal, Himalayalar'ın eteklerinde yer alan ve iklim değişikliğine karşı en kırılgan ülkelerden biri olarak kabul ediliyor. Bilim insanları, küresel ısınma nedeniyle Himalayalar'daki buzulların eridiğini ve bunun da ani sel ve toprak kayması riskini artırdığını belirtiyor. Güney Asya genelinde muson yağışlarının düzensizleşmesi ve şiddetinin artması, Bangladeş, Hindistan ve Pakistan gibi komşu ülkelerde de benzer felaketlere yol açıyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli (IPCC) raporlarına göre, bölgede sıcaklık artışının 2 santigrat dereceyi bulması durumunda, Himalaya buzullarının üçte birinin eriyeceği ve milyonlarca insanın su kıtlığı ve sel riskiyle karşı karşıya kalacağı öngörülüyor.
Nepal, 2015 yılında yaşanan yıkıcı depremin ardından yeniden yapılanma sürecinde olan bir ülke. Uzmanlar, bu tür doğal afetlerin ülkenin kırılgan ekonomisini daha da zora soktuğunu, altyapı yatırımlarının ve kalkınma projelerinin sekteye uğradığını vurguluyor. Himalaya bölgesi, aynı zamanda Asya'nın önemli su kaynaklarına ev sahipliği yapıyor; bu nehirlerin taşıdığı su, milyarlarca insanın tarım ve enerji ihtiyacını karşılıyor. Bu nedenle Nepal'deki iklim değişikliği etkileri, yalnızca ülke sınırlarını aşarak bölgesel istikrarı da tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini Akdeniz havzasında giderek daha fazla hisseden bir ülke. Nepal'de yaşanan sel felaketi, iklim krizinin küresel bir güvenlik sorunu olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması kapsamında gelişmekte olan ülkelere teknik ve finansal destek sağlama konusunda adımlar atabilir. Ayrıca, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), AFAD ve diğer kurumlar aracılığıyla Nepal'e insani yardım gönderilmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlayabilir. Bölgesel düzeyde, iklim değişikliğinin yol açtığı göç ve kaynak kıtlığı gibi konular, Türkiye'nin komşu bölgelerdeki istikrar arayışında dikkate alması gereken faktörler arasında yer alıyor.