Tunus'un önde gelen muhalefet partilerinden İşçi Partisi, Cumhurbaşkanı Kays Said'i destekleyen bir kişinin, partinin genel sekreteri Hamma Hammami'ye yönelik açıkça suikast çağrısı yaptığını iddia etti. Parti tarafından Salı günü yayımlanan yazılı açıklamada, sadece baş harfleri R.N. olarak belirtilen bir şahsın, sosyal medya platformlarında Hammami'nin öldürülmesi gerektiğine dair paylaşımlarda bulunduğu öne sürüldü. Olay, ülkede son aylarda tırmanan siyasi gerilimin yeni bir boyut kazandığına işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Tunus İşçi Partisi, yaptığı açıklamada R.N. isimli kişinin Cumhurbaşkanı Kays Said'in en ateşli destekçilerinden biri olduğunu ve daha önce de benzer provokatif ifadeler kullandığını belirtti. Parti, bu tür çağrıların sadece bir kişinin marjinal çıkışı olmadığını, aksine Said yönetiminin muhalefeti susturmak için yarattığı korku ikliminin bir yansıması olduğunu savundu. Hammami, uzun yıllardır Tunus sol siyasetinin önemli figürlerinden biri olarak biliniyor ve özellikle işçi hakları konusundaki mücadeleci tutumuyla tanınıyor. Parti, bu olayın ardından güvenlik güçlerinin harekete geçmesini ve R.N. hakkında soruşturma başlatılmasını talep etti.
Cumhurbaşkanı Kays Said'in iktidarı boyunca muhalefet üzerinde artan bir baskı kurduğu biliniyor. 2021 yılında parlamentoyu feshedip yetkileri tek başına toplamasının ardından birçok muhalif siyasetçi, gazeteci ve aktivist hakkında soruşturma başlatıldı. Said'in bu adımlarını 'yolsuzlukla mücadele' olarak nitelendirmesine karşın muhalefet, bu hamleleri demokrasiyi rafa kaldırma girişimi olarak değerlendiriyor. Hammami'nin hedef gösterilmesi, muhalefetin üzerindeki psikolojik ve fiziksel baskının yeni bir seviyeye tırmandığı şeklinde yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tunus, Arap Baharı sonrası demokratik geçiş sürecini en başarılı şekilde yürüten ülkelerden biri olarak görülüyordu. Ancak son yıllarda yaşanan siyasi krizler, bu kazanımların geriye dönmesi riskini beraberinde getiriyor. Suikast çağrısı gibi olaylar, ülkenin sadece iç siyasetini değil, aynı zamanda Kuzey Afrika ve Akdeniz bölgesindeki istikrarını da tehdit ediyor. Batılı ülkeler, özellikle Fransa ve ABD, Tunus'taki demokratik sürecin korunması yönünde çağrılarını sıklaştırırken, bu tür olaylar uluslararası kamuoyunun dikkatini Tunus'taki otoriterleşme eğilimine çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus'taki bu gelişme, Türk dış politikası açısından Kuzey Afrika'da istikrarın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, son yıllarda Tunus'la ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmiş, özellikle ticaret hacmini artırmıştı. Ancak ülkede siyasi belirsizliğin derinleşmesi, Türk yatırımlarını ve bölgesel işbirliklerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Libya meselesi gibi dosyalarda Tunus'un istikrarı kritik öneme sahip. Türkiye'nin muhalefet ve iktidar arasında denge gözeten bir yaklaşım benimsemesi, hem demokratik sürece destek vermesi hem de mevcut yönetimle diyaloğu koparmaması bekleniyor. Bu olay, Türk yetkililerin Tunus'ta tarafları itidal ve diyaloğa davet etmesi için bir fırsat olabilir.