İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alirıza Tansiri, Hürmüz Boğazı üzerinde 'kesin kontrol' sağladıklarını öne sürdü. Tansiri, boğazın 'tamamen denetimleri altında' olduğunu ve İran'ın bu stratejik su yolundaki askeri varlığının sürdüğünü belirtti. Açıklama, bölgede tırmanan gerilim ve ABD ile İran arasındaki gerginliğin gölgesinde geldi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir enerji koridoru olarak uluslararası piyasalar üzerinde doğrudan etkiye sahip.
Gelişmenin arka planı
İran Devrim Muhafızları'nın bu açıklaması, Tahran'ın Batı ile yaşadığı nükleer müzakerelerin askıda olduğu ve İsrail'in İran'a yönelik tehditlerinin arttığı bir döneme denk geldi. Orta Doğu'da son aylarda artan askeri hareketlilik, özellikle ABD'nin bölgeye uçak gemisi göndermesi ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine saldırı hazırlığı yaptığına dair haberler, Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemini yeniden ön plana çıkardı.
Tuğamiral Tansiri, devlete bağlı haber ajanslarına yaptığı açıklamada, 'Hürmüz Boğazı'nda kesin kontrole sahibiz ve bu kontrol bizim için bir tehdit unsuru değil, bölgesel güvenliğin garantisidir' ifadelerini kullandı. Ancak bu söylem, uluslararası toplumda endişe yaratıyor; zira İran daha önce de boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, ancak bu tehditleri hiçbir zaman tam anlamıyla hayata geçirmemişti.
İran'ın deniz kuvvetleri, son yıllarda sürat botları, deniz mayınları ve insansız hava araçları gibi asimetrik savaş araçlarına yatırım yaparak Hürmüz Boğazı'nda ABD ve müttefiklerine karşı koyma kapasitesini artırmaya çalışıyor. Devrim Muhafızları'nın bu açıklaması, aynı zamanda İran'ın iç siyasetine yönelik bir mesaj olarak da yorumlanıyor; zira ülke ekonomik yaptırımlar ve halk protestolarıyla boğuşurken, orduya yapılan vurgu rejimin gücünü gösterme çabası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Denizi'ni birbirine bağlayan ve İran ile Umman arasında yer alan stratejik bir su yoludur. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'si ve LNG ihracatının önemli bir kısmı bu boğazdan geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi büyük petrol ihracatçıları için hayati öneme sahip olan boğaz, herhangi bir kriz durumunda küresel enerji fiyatlarını anında etkileyebilecek bir kırılganlık noktası.
İran'ın bu açıklaması, ABD'nin bölgedeki askeri varlığına ve İsrail'in olası saldırı senaryolarına karşı bir caydırıcılık mesajı içeriyor. Washington yönetimi daha önce İran'ın boğazı kapatmaya yönelik herhangi bir girişimini 'kırmızı çizgi' olarak nitelendirmiş ve buna askeri müdahaleyle karşılık vereceğini açıklamıştı. Bu nedenle, İran'ın 'kontrol' iddiası, doğrudan bir kapatma tehdidi olarak değil, müzakere masasında el güçlendirme hamlesi olarak okunuyor.
Uzmanlar, İran'ın Hürmüz'deki bu tür açıklamalarının aslında bir 'psikolojik savaş' taktiği olduğunu ve Tahran'ın uluslararası toplum üzerinde baskı kurarak yaptırımların hafifletilmesini veya nükleer görüşmelerde taviz koparmayı amaçladığını belirtiyor. Ancak bu tür söylemlerin bölgedeki tansiyonu artırma riski de taşıdığı açık; zira Körfez ülkeleri ve batılı devletler, boğazın güvenliğini kendi ulusal çıkarlarının bir parçası olarak görüyor.
Geçmişte, İran'ın 2018'de boğazı kapatma tehdidi petrol fiyatlarını kısa süreliğine yükseltmiş, ancak İran'ın bu yöndeki askeri kapasitesinin sınırlı olduğu ve ABD'nin beşinci filosunun bölgedeki varlığının caydırıcı olduğu değerlendirmesi yapılmıştı. Bununla birlikte, İran'ın son yıllarda geliştirdiği balistik füzeler ve insansız hava araçları, boğazdaki askeri dengeleri değiştirebilecek nitelikte. Bu durum, bölgede bir çatışma çıkması halinde sonuçlarının küresel ölçekte yıkıcı olabileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıklardan doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki ani bir yükseliş, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile komşuluk ilişkileri ve bölgesel iş birliği çerçevesinde Tahran'la diyaloğunu sürdürüyor. Bu nedenle Ankara, Hürmüz'deki gerilimin tırmanmaması için itidalli bir yaklaşım benimsiyor ve bölgesel güvenliğin sağlanması yönünde diplomasiyi önceliyor. Son dönemde Türkiye-İran ilişkileri Suriye ve Kafkasya dosyalarında iş birliği zemininde ilerlerken, İran'ın bu tür açıklamaları Türkiye'yi dolaylı olarak etkiliyor; dolayısıyla Ankara'nın hem enerji güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından gelişmeleri yakından izlediği değerlendiriliyor.