Tunus'ta İslamcı Ennahda Hareketi'nin lideri Raşid Gannuşi, "gizli aygıt" olarak bilinen davada müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tunus Asliye Hukuk Mahkemesi bünyesindeki Terör Davalarına Bakmakla Görevli Ceza Dairesi, 35 sanıklı davada 10 yıldan müebbet hapse kadar değişen cezalar verdi. Gannuşi, partisinin 2011 devrimi öncesinde şiddet eylemleri planlayan gizli bir yapılanma kurduğu iddiasıyla yargılanıyordu. Karar, ülkede siyasi krizi daha da derinleştirecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Raşid Gannuşi, 1981 yılında kurulan Ennahda Hareketi'nin kurucu lideri ve ideoloğudur. Tunus'ta 2011 yılında Zeynel Abidin Bin Ali rejiminin devrilmesinin ardından ülkeye dönen Gannuşi, 2011-2014 ve 2019-2020 yılları arasında Meclis Başkanlığı yapmıştır. Ancak 2021 yılında Cumhurbaşkanı Kays Said'in tüm yetkileri kendinde toplaması ve Meclisi feshetmesiyle birlikte Gannuşi ve partisi ana muhalefet rolüne bürünmüştü. Gannuşi, Nisan 2023'te "terörizm suçlamasıyla" gözaltına alınmış ve 2024'te dokuz aylık bir hapis cezası almıştı. Bu kez "gizli aygıt" davası 2011 öncesi döneme kadar uzanıyor. Savcılık, Ennahda'nın eski rejim döneminde gizli bir silahlı yapılanma kurduğunu ve bu yapının siyasi cinayetler ile saldırılar düzenlediğini iddia ediyor. Ennahda ise suçlamaları reddediyor ve davayı siyasi bir komplo olarak niteliyor. Mahkeme, Gannuşi'nin yanı sıra Ennahda'nın üst düzey yöneticilerinden bazılarına da müebbet hapis cezası verdi. Karar, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından "adil yargılanma hakkının ihlali" olarak eleştirildi.
Bölgesel boyut
Tunus'taki bu gelişme, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da İslamcı hareketlerin kaderini etkileyebilecek bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ennahda, Müslüman Kardeşler çizgisine yakın bir parti olarak biliniyor ve bölgedeki benzer hareketler için model teşkil ediyordu. Mısır'da Muhammed Mursi'nin devrilmesinden sonra Müslüman Kardeşler'in maruz kaldığı baskıya benzer bir süreç, şimdi Tunus'ta yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Kays Said, 2021'den bu yana yürüttüğü "istisnai tedbirler" kapsamında muhalifleri sindiriyor. Gannuşi'nin müebbet hapsi, Said'in muhalefeti tamamen susturma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Karar, aynı zamanda bölgedeki demokratikleşme süreçlerine darbe vuruyor. Tunus, 2011 Arap Baharı'nın demokrasiye geçişte en başarılı örneği olarak gösterilirken, son yıllarda yaşanan otoriterleşme eğilimleri bu algıyı zedeliyor. Özellikle Batılı ülkeler, Tunus'taki yargı sürecini yakından takip ediyor. ABD ve Avrupa Birliği, adil yargılanma endişelerini dile getirirken, somut bir yaptırım uygulamaktan kaçınıyor. Bu durum, bölgedeki demokrasi savunucuları için hayal kırıklığı yaratıyor. Tunus'taki karmaşa, Libya ve Cezayir gibi komşu ülkelerde de istikrarsızlık riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ennahda Hareketi, Türkiye'deki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile ideolojik ve siyasi yakınlık içinde olmuştur. İki parti arasında düzenli temaslar ve ortak etkinlikler bulunmaktadır. Gannuşi'nin mahkumiyeti, Türkiye'nin bölgedeki İslamcı aktörlerle kurduğu ittifakları zayıflatabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Tunus'taki yatırımları ve ticari ilişkileri de bu siyasi belirsizlikten etkilenebilir. Ankara, Cumhurbaşkanı Said yönetimiyle ilişkilerini sürdürmeye çalışsa da, bu karar ikili ilişkilerde gerginlik yaratabilir. Bölgesel düzeyde, Müslüman Kardeşler bağlantılı hareketlerin baskı altında olması, Türkiye'nin Ortadoğu politikasının manevra alanını daraltmaktadır. Bu nedenle, Türkiye'nin Tunus'ta diyalog ve demokratik sürecin korunması yönünde diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.