ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri baskıyı artırarak İran limanlarına yeniden deniz ablukası uygulamaya başladı. Bu karar, ABD-İsrail ortak operasyonlarının beşinci ayında en az iki ateşkes girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından geldi. Amerikan güçleri ile Tahran yönetimi arasında karşılıklı saldırılar yeniden yoğunlaşırken, uzmanlar bu durumun ABD'yi Vietnam benzeri bir bataklığa sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
ABD-İsrail ittifakının İran'a yönelik geniş çaplı harekâtı, beş ay önce İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarla başladı. İlk haftalarda hızlı ilerleme kaydeden koalisyon güçleri, Tahran'ın misilleme saldırıları ve bölgesel milislerin devreye girmesiyle zorlanmaya başladı. İki kez ilan edilen ateşkes, tarafların birbirlerini anlaşma ihlaliyle suçlamasıyla kısa sürede çöktü.
Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatını tamamen durdurmayı ve ülkeyi ekonomik olarak çökertmeyi hedefleyen yeni bir deniz ablukası duyurdu. ABD Donanması, Basra Körfezi'ndeki İran bandıralı ticaret gemilerini durdururken, İran Devrim Muhafızları'na bağlı sürat tekneleri de ABD savaş gemilerine taciz saldırıları düzenliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışmaların yayılma riski, özellikle Irak ve Suriye'deki İran destekli milislerin ABD üslerine yönelik saldırılarını artırmasıyla büyüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'ye lojistik destek sağlarken, Katar ve Umut tahran'la diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor. Rusya ve Çin ise BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrısı yaparken, İran'a askeri malzeme sevkiyatını sürdürüyor.
Analistler, ABD'nin İran'da bir kara harekâtına girişmesi halinde Vietnam savaşına benzer bir uzun süreli çatışmaya sürüklenebileceğini belirtiyor. İran'ın engebeli coğrafyası ve nüfusunun büyüklüğü, ABD için ciddi lojistik ve insan gücü zorlukları yaratıyor. Ayrıca İran'ın drone ve füze teknolojisindeki ilerlemesi, ABD hava üstünlüğünü kısmen etkisiz hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki çatışmaların tırmanması, Türkiye için doğrudan güvenlik riskleri barındırıyor. Kuzey Irak ve Suriye'deki İran destekli grupların hareketlenmesi, Türkiye'nin PKK ile mücadelesini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca İran petrolünün piyasadan çekilmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artıracaktır. Ekonomik boyutta ise İran'la ticaret hacmi daralırken, ABD yaptırımlarına uyum zorunluluğu Ankara'yı diplomatik olarak sıkıştırabilir.