ABD Başkanı Donald Trump, önümüzdeki hafta Fransa'nın Haute-Savoie bölgesindeki Évian-les-Bains kasabasında düzenlenecek G7 Zirvesi'nde geleneksel müttefikleriyle yüz yüze gelecek. Trump'ın bir yıl önce Kanada'daki G7 zirvesini erken terk etmesinin ardından, bu kez ticaret, iklim değişikliği ve savunma harcamaları gibi konularda derin görüş ayrılıkları yaşanıyor. Zirveye ev sahipliği yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, liderler arasında yapıcı diyalog kurulmasını umarken, Trump'ın sert üslubu ve ''Önce Amerika'' politikasının diğer üye ülkelerle ilişkileri daha da germesinden endişe ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Geçen yıl Kanada'nın Charlevoix kentinde yapılan G7 Zirvesi'nde Trump, Başbakan Justin Trudeau'nun açıklamalarına tepki olarak zirveden erken ayrılmış ve ortak bildiriyi onaylamayacağını duyurmuştu. Bu yılki zirvede de benzer bir gerginlik bekleniyor. Trump'ın, Almanya ve Fransa başta olmak üzere AB ülkelerine yönelik ticaret tarifeleri, İran nükleer anlaşmasından çekilme ve NATO savunma harcamaları konusundaki eleştirileri, müttefiklerle ilişkileri zorluyor. Ayrıca Trump'ın Rusya'yı tekrar G7'ye davet etme yönündeki sinyalleri de diğer üyeler tarafından olumsuz karşılanıyor. Zirve öncesinde Macron, Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde iklim ve ticaret konularında ilerleme kaydetmeye çalıştı.
Zirvenin ana gündem maddeleri arasında eşitsizlik, çevre koruma, dijital vergilendirme ve uluslararası ticaret reformu yer alıyor. Ancak Trump'ın korumacı politikaları, özellikle Avrupalı liderler tarafından eleştiriliyor. ABD'nin Çin ile ticaret savaşı da zirvede ele alınacak konular arasında. Öte yandan, Trump'ın İngiltere Başbakanı adaylarıyla yakın teması, Brexit süreci ve küresel güvenlik konuları da gündemde.
Bölgesel ve Küresel Boyut
G7 Zirvesi, sadece üye ülkeler arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda küresel yönetişim dinamiklerini de etkiliyor. Trump'ın müttefiklerle yaşadığı limoni, Batı ittifakında derin bir kırılmaya işaret ediyor. İklim değişikliği konusunda Paris Anlaşması'ndan çekilen ABD, diğer G7 ülkeleriyle ters düşüyor. Ayrıca İran nükleer anlaşması konusunda Avrupa'nın tutumu, ABD ile arasında ciddi bir gerilim kaynağı. G7 ülkelerinin gelişmekte olan ekonomilere yönelik politikaları da bu zirvede yeniden şekillenebilir. Trump'ın kabul etmediği küresel çok taraflılık anlayışı, yerini daha ad hoc ve ikili ilişkilere bırakıyor. Bu durum, özellikle Birleşmiş Milletler ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumların işlevselliğini sorgulatıyor.
Zirvenin sonuç bildirgesinin kabul edilip edilmeyeceği belirsiz. Geçen yıl olduğu gibi, ticaret ve iklim konularında anlaşma sağlanamazsa, Trump yine bildiriyi imzalamayabilir. Bu da G7'nin etkinliğini zayıflatırken, Çin ve Rusya gibi rakip güçlere avantaj sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, G7 üyesi olmamakla birlikte, bu zirvenin sonuçlarından doğrudan etkilenecek bir ülke. ABD-AB ticaret anlaşmazlıkları, Türkiye'nin Avrupa pazarına erişimini ve ABD ile ticaretini etkileyebilir. Özellikle Trump'ın çelik ve alüminyum tarifeleri, Türk ihracatçılarını da vurmuş durumda. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Türkiye'nin enerji tedarikinde sorun yaratıyor. G7'de alınacak kararlar, Türkiye'nin dış politikada manevra alanını daraltabilir veya genişletebilir. Örneğin, Rusya'nın G7'ye dönüşü, Türkiye'nin Moskova ile ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, batı ittifakı içinde kalmakla birlikte, çok kutuplu dünyada bağımsız bir rota izlemeye çalışıyor. Bu zirve, Türkiye için fırsatlar ve riskler barındırıyor.