Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile kurduğu kişisel diplomasi, nükleer silahların kontrolü konusunda bir paradoks oluşturuyor. Trump, Kuzey Kore’ye yönelik tehditkar söylemlerden zirve diplomasisine geçerken, İran’a karşı maksimum baskı politikasını sürdürdü. Peki bu iki farklı yaklaşım, Trump’ın olası bir ikinci döneminde İran’la nükleer müzakerelere nasıl yansıyabilir? Uzmanlar, Kuzey Kore deneyiminin İran için bir model teşkil edebileceğini, ancak her iki ülkenin de farklı dinamiklere sahip olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
Trump, 2017’de göreve geldiğinde Kuzey Kore’yi “ateş ve öfke” ile tehdit etmiş, ancak 2018’de Singapur Zirvesi’nde Kim ile el sıkışmıştı. Bu tutum değişikliği, nükleer müzakerelerde yeni bir sayfa açtı. Ancak anlaşma sağlanamadı ve 2019’da Hanoi Zirvesi başarısızlıkla sonuçlandı. Trump yönetimi, Kuzey Kore’den nükleer silahlarını tamamen terk etmesini isterken, Kim kısmi adımlar karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep etti.
İran cephesinde ise Trump, 2018’de uluslararası nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekildi ve “maksimum baskı” politikası başlattı. İran da buna uranyum zenginleştirme seviyelerini artırarak yanıt verdi. Trump’ın İran’a yönelik tutumu, Kuzey Kore’ye kıyasla daha sert ve uzlaşmaz kaldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump’ın Kuzey Kore ile diyalog kurması, dünya kamuoyunda “müzakereci” imajını güçlendirdi. Ancak İran söz konusu olduğunda, Trump’ın müttefiki Suudi Arabistan ve İsrail’in etkisi belirleyici oldu. Öte yandan, Kuzey Kore’nin nükleer silahlara sahip olması, Trump’ın “denuclearization” hedefini zora sokarken, İran’ın henüz nükleer silah geliştirdiğine dair kesin kanıt bulunmuyor. Bu nedenle İran’a yönelik farklı bir yaklaşım geliştirilmesi mümkün.
ABD’nin mevcut Başkanı Joe Biden, İran ile dolaylı müzakereleri yeniden başlatmış olsa da, Trump’ın olası bir dönüşü bu süreci sekteye uğratabilir. Eğer Trump, Kuzey Kore’de yaptığı gibi İran lideri Ayetullah Hamaney ile doğrudan görüşmeyi tercih ederse, bu hem bölgesel hem de küresel dengeleri değiştirebilir. Ancak bu ihtimal, Trump’ın geçmişte İran’a yönelik sert söylemleri nedeniyle düşük görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve Kuzey Kore ile tarihsel olarak farklı ilişkilere sahiptir. Trump’ın olası bir İran anlaşması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve komşusu İran ile ticari ilişkilerini olumlu etkileyebilir. Ancak ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları, Türkiye’yi zor durumda bırakmıştı. Öte yandan, Kuzey Kore ile nükleer diyalog, küresel silahsızlanma çabalarına katkı sağlarken, Türkiye’nin nükleer silahların yayılmasını önleme politikasıyla örtüşüyor. Ankara, ABD-İran geriliminin azalmasını ve bölgesel istikrarın artmasını destekleyecektir.