İran’da aylardır devam eden yoğun çatışmalar, taraflar arasında varılan ateşkes ve barış anlaşmasıyla sona erdi. Anlaşmanın duyulmasının ardından başta Tahran olmak üzere birçok şehirde halk rahat bir nefes alırken, muhalif gruplar anlaşmanın kazanımlarını yetersiz bularak hayal kırıklığı yaşadı. Resmi açıklamalara göre anlaşma, askeri operasyonların durdurulmasını, esir değişimini ve diplomatik ilişkilerin yeniden tesisini içeriyor.
Anlaşmanın perde arkası
Aylar süren çatışmaların ardından taraflar, uluslararası arabulucular eşliğinde Mascat’ta bir araya geldi. Görüşmelerde ana başlıklar; ateşkes, sınır güvenliği ve ekonomik yaptırımların hafifletilmesi oldu. İran hükümeti, anlaşmayı “ulusal egemenliğin ve toprak bütünlüğünün korunması adına büyük bir diplomatik başarı” olarak nitelendirirken, muhalif gruplar özellikle siyasi tutukluların serbest bırakılması ve adil seçim vaatlerinin eksik kaldığını savunuyor.
Tahran sokaklarında yapılan spontane kutlamalar, savaş yorgunu halkın barışa olan özlemini gözler önüne serdi. Ancak birçok İranlı, ekonomik toparlanmanın zaman alacağını ve anlaşmanın uygulanmasının dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle genç nüfus, istikrar ve iş imkânlarının artmasını umuyor.
Bölgesel ve küresel yankılar
Anlaşma, Batılı ülkeler ve Birleşmiş Milletler tarafından ihtiyatla karşılandı. ABD Dışişleri Bakanlığı, ateşkesin kalıcı olması halinde bölgede istikrarın artabileceğini ancak İran’ın nükleer programı ve bölgesel milis gruplara desteği konusunda somut adımlar atılmadığı takdirde yeni bir krizin patlak verebileceği uyarısında bulundu. Rusya ve Çin ise anlaşmayı memnuniyetle karşılayarak diplomatik çözümün önemini vurguladı.
Orta Doğu’da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, anlaşmayı “olumlu ancak dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme” olarak değerlendirdi. Bölgedeki petrol fiyatları, anlaşmanın ardından kısa süreli bir düşüş yaşadı ancak yatırımcılar uygulama aşamasındaki belirsizlikler nedeniyle temkinli davranıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki barış anlaşması, Türkiye açısından sınır güvenliği ve enerji ticareti başta olmak üzere önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Savaşın sona ermesi, Türkiye-İran sınırında istikrarı artırarak kaçakçılık ve terör faaliyetlerini azaltabilir. Ayrıca İran’ın yeniden yapılanma sürecinde Türk müteahhitlik firmalarının rol alması mümkün. Ancak anlaşmanın uygulanmasındaki aksaklıklar, yeni bir mülteci dalgasına yol açabilir. Türkiye’nin hem İran’daki istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmak hem de kendi çıkarlarını korumak için diplomatik girişimlerini sürdürmesi bekleniyor.