ABD Başkanı Donald Trump'ın Kanada'ya yönelik söylem ve politikaları, Başbakan Mark Carney'nin pragmatik yaklaşımını giderek zorlaştırıyor. Trump'ın sürekli değişen tarifeler, toprak talepleri ve egemenlik tartışmaları, Kanada kamuoyunda hayal kırıklığı yaratırken, Carney hükümetinin 'sakin ve ölçülü' yanıtı artık yetersiz bulunuyor. Bu gelişme, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir döneme işaret ediyor.
ABD-Kanada ticari gerilimleri derinleşiyor
Trump yönetimi, Kuzey Amerika ticaret anlaşması çerçevesinde Kanada'ya yönelik çelik ve alüminyum tarifelerini yeniden yürürlüğe koyarken, otomotiv sektörüne yönelik ek vergiler de gündemde. Beyaz Saray, Kanada'nın süt ürünleri ve kereste ticaretindeki uygulamalarını haksız rekabet olarak nitelendiriyor. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda Kanada'yı 'Amerika'nın 51. eyaleti' olarak anmaya devam ediyor; bu söylem, Kanada'da milliyetçi duyguları güçlendiriyor.
Carney hükümeti ise müzakere kapısını açık tutarak, ABD ile iletişim kanallarını canlı tutmaya çalışıyor. Başbakan, 'Ticaret savaşının kazananı olmaz' mesajını yinelerken, Ottawa'nın misilleme listesi hazırladığı biliniyor. Ancak Carney'in bu temkinli tutumu, özellikle muhalefet partileri ve iş dünyasından eleştiri alıyor. Muhafazakar Parti lideri Pierre Poilievre, Carney'i 'ABD karşısında zayıf kalmakla' suçluyor ve daha sert bir yanıt talep ediyor.
Kanada kamuoyu pragmatizme kayıyor
Son anketler, Kanadalıların yüzde 60'ının ABD'nin taleplerine boyun eğmek yerine karşılık verilmesi gerektiğini düşündüğünü gösteriyor. Bu oran, özellikle eyalet düzeyinde farklılaşıyor; enerji sektörünün güçlü olduğu Alberta'da daha ılımlı bir hava hakimken, Ontario ve Quebec'te sert tutum öne çıkıyor. Uzmanlar, bu durumun yaklaşan federal seçimler öncesinde hükümetin manevra alanını daraltabileceğine işaret ediyor.
Kanada'nın bu zorlu süreçteki jeopolitik konumu da tartışılıyor. Uzmanlar, eski Başbakan Justin Trudeau döneminde sıkı olan ABD ittifakının, Trump yönetimiyle yaşanan anlaşmazlıklar sonrası NATO ve diğer Batı kurumlarındaki ilişkilere yansıyabileceğini belirtiyor. Özellikle Avustralya ve Birleşik Krallık gibi müttefiklerle alternatif ticaret anlaşması arayışı hız kazanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'nin müttefiklerine yönelik baskıcı ticaret politikalarının istikrarsızlık yaratabildiğini gösteriyor. Türkiye gibi ABD ile zaman zaman ticari anlaşmazlıklar yaşayan ülkeler için, tarifelerin bir pazarlık unsuru olarak kullanılması riskini ortaya koyuyor. Ankara, Ottawa'nın deneyiminden çıkarımlar yaparak, dış ticarette çeşitlendirme stratejilerini güçlendirmeli ve ABD pazarlarına bağımlılığı azaltmalı. Ayrıca, Türkiye'nin güçlü savunma sanayi alanındaki ABD yaptırımlarıyla mücadelesinde, Kanada'nın durumu uluslararası hukuk ve müzakere süreçlerinin önemini gösteriyor.