Nepal ile Tibet arasındaki Himalayalar'da meydana gelen buzul çökmesi, dev bir sele yol açarak yerleşim alanlarını sular altında bıraktı. İlk resmi verilere göre en az 165 kişi hayatını kaybetti, aralarında Hindistan, ABD, İngiltere, Avustralya ve Kanada vatandaşlarının da bulunduğu çok sayıda kişi kayboldu. Felaket, bölgede iklim değişikliğinin etkisiyle artan buzul gölü taşkınlarının yıkıcı sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin Arka Planı
Nepal'in kuzeyindeki Dolakha bölgesi ile Tibet Özerk Bölgesi sınırında yer alan bir buzul gölünün, 26 Ağustos 2026 sabahı aniden çökmesi sonucu milyonlarca metreküp su ve buz kütlesi, Bhote Koshi Nehri vadisine doğru hareket etti. Sel dalgası, nehir yatağı boyunca onlarca kilometre ilerleyerek yerleşim birimlerini, tarım arazilerini ve altyapıyı saniyeler içinde yok etti.
Nepal İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ölü sayısının artabileceği belirtilirken, kayıp kişilerin yakınlarının bölgede umutsuzca haber beklediği bildirildi. Kayıplar arasında bölgede trekking yapan turistlerin de bulunduğu, Hindistan vatandaşlarının sayısının ise en az 15 olduğu ifade ediliyor. ABD, İngiltere, Avustralya ve Kanada'dan da vatandaşların kayıp olduğu doğrulandı.
Felaketin ardından Nepal ordusu ve polis ekipleri, helikopterlerle bölgeye sevk edilirken, Çin tarafı da Tibet'te arama kurtarma çalışmaları başlattı. Ancak engebeli arazi ve hasar gören yollar, ekiplerin ulaşımını güçleştiriyor. Yetkililer, sel sularının çekilmesinin ardından enkaz altında kalanlara ulaşmak için çalışmaların sürdüğünü açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu felaket, Himalayalar'daki buzul göllerinin iklim değişikliği nedeniyle giderek daha tehlikeli hale geldiğinin son kanıtı olarak değerlendiriliyor. Bilim insanları, küresel ısınmanın etkisiyle eriyen buzulların oluşturduğu göllerin sayısındaki artışa ve bu göllerin setlerinin çökmesi sonucu oluşabilecek ani taşkınlara dikkat çekiyor.
Nepal, Bhutan ve Hindistan'ın kuzey bölgeleri, 'buzul gölü taşkını' (GLOF) riski altında. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na göre, sadece Nepal'de riskli buzul gölleri bulunuyor ve bu göller için erken uyarı sistemleri kurulması gerekiyor. Ancak ülkenin sınırlı kaynakları, bu tür önlemlerin hayata geçirilmesini engelliyor.
Bölgedeki jeopolitik gerilimler de felaketin boyutunu artırıyor. Nepal ile Çin arasındaki sınır bölgesinde meydana gelen sel, iki ülke arasındaki iş birliğinin önemini ortaya koyarken, Hindistan'ın da下游 eyaletlerini etkileyebilecek taşkın riski nedeniyle bölgeye duyarlılığı artmış durumda. Uluslararası toplum, afet yönetimi konusunda Himalaya ülkelerine daha fazla destek verilmesi çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin doğrudan bu felaketten etkilenen ülkelerle sınırı bulunmamakla birlikte, gelişme küresel iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarını bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, Doğu Anadolu Bölgesi'nde benzer buzul gölü riskleriyle karşı karşıya olmasa da, iklim kaynaklı doğal afetlere karşı kırılganlığı yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Bu tür felaketler, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele ve afet yönetimi politikalarında uluslararası iş birliğinin önemini artırıyor. Ayrıca, arama kurtarma ve insani yardım alanındaki deneyimini bölge ülkeleriyle paylaşması, Türk dış politikasının yumuşak güç kapasitesini güçlendirebilir.