Eski ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminde çıkardığı af listesini genişleterek, içeriden bilgi ticareti (insider trading) suçundan hapis yatan eski Cumhuriyetçi Kongre üyesi Steve Buyer’ı affetti. İmza töreni Beyaz Saray’da gerçekleştirilen af kararıyla birlikte, 2025 yılının başından bu yana affedilenlerin sayısı 34’e yükseldi. Buyer, 2024 yılında mahkûm edildiği 22 aylık hapis cezasının 11 ayını çektikten sonra serbest kaldı. Trump, açıklamasında “Steve Buyer ülkesine ve partisine sadakatle hizmet etmiş bir Amerikalıdır. Adalet sistemi bazen aşırıya kaçabiliyor” ifadelerine yer verdi.
Steve Buyer Davası ve Arka Planı
Steve Buyer, 1993-2011 yılları arasında Indiana’nın 4. ve 5. bölgelerinden Kongre üyesi olarak görev yapmış bir siyasetçiydi. 2021 yılında Navalny adlı bir ilaç şirketinin hisseleriyle ilgili yaptığı işlemler nedeniyle Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) tarafından soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma sonucunda, Buyer’ın, askeri gaziler için sağlık hizmetleri sağlayan bir şirket olan Navidea Biopharmaceuticals’ın hisselerini, şirketin bir hükümet sözleşmesi kazanacağını önceden bilerek satın aldığı ortaya çıktı. Bu bilgiyi, eski bir askeri yetkiliden aldığı belirlenen Buyer, 2022’de suçunu kabul ederek 22 ay hapis, 3 yıl denetimli serbestlik ve 1,4 milyon dolar para cezasına çarptırılmıştı.
Buyer’ın affı, Trump’ın ceza adaleti reformu söylemi çerçevesinde değerlendiriliyor. Trump, seçim kampanyasında “siyasi hesaplaşmaların kurbanı” olduğunu iddia ettiği kişilere af çıkaracağını vaat etmişti. Buyer dışında, 2020’de FBI’a yalan ifade vermekten hüküm giymiş eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn ve yolsuzluktan mahkûm olmuş eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani de affedilenler arasında. Ancak uzmanlar, Buyer’ın affının, Trump’ın içeriden bilgi ticareti gibi beyaz yaka suçlarına karşı hoşgörülü bir tutum sergilediği eleştirilerini beraberinde getirdiğini belirtiyor. Zira Buyer’ın davası, ABD tarihinin en büyük içeriden bilgi ticareti skandallarından biri olarak kayıtlara geçmişti.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Trump’ın af yetkisini kullanma biçimi, ABD’de yargı bağımsızlığı ve siyasi nüfuz tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Demokrat Partili Kongre üyeleri, affın “keyfi ve siyasi” olduğunu savunurken, Cumhuriyetçi kanattan destek açıklamaları geldi. Bu durum, ABD’nin iç siyasetinde kutuplaşmayı derinleştiriyor. Özellikle, Trump’ın ikinci döneminde çıkardığı afların, kendisine yakın isimleri kapsadığı gözlemi, yargıda eşitlik ilkesine gölge düşürüyor.
Uluslararası alanda ise, Trump’ın bu hamlesi, ABD’nin yolsuzlukla mücadele konusundaki güvenilirliğini sorgulatabilir. Dünya Bankası ve OECD gibi kuruluşlar, şeffaflık ve hukukun üstünlüğünü teşvik eden raporlarında ABD’nin yargı bağımsızlığına atıfta bulunuyor. Ancak bu tür siyasi aflar, ABD’nin diğer ülkelere verdiği “iyi yönetişim” gibi derslerin altını oyabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump’ın af listesine alınan isimler, ABD’de yargı süreçlerinin siyasallaşabileceği endişesini artırıyor. Türkiye açısından bakıldığında, bu gelişme doğrudan bir etki yaratmasa da, ABD’nin iç siyasetindeki kutuplaşmanın derinleşmesi, iki ülke arasındaki diplomatik müzakerelerde belirsizlik yaratabilir. Özellikle, yolsuzlukla mücadele ve hukukun üstünlüğü gibi konularda ABD’nin uluslararası arenada güvenilirliğinin zedelenmesi, Türkiye’nin bu alanlardaki reform süreçlerine olan etkisini sınırlayabilir. Ayrıca, Trump’ın ikinci dönem politikaları, ABD’nin küresel liderlik rolünü sorgulatan bir tablo çiziyor ki bu, çok kutuplu dünya düzeninde Türkiye gibi aktörler için yeni fırsatlar veya riskler anlamına gelebilir.