Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın, Birleşmiş Milletler’in bir sonraki Genel Sekreteri olarak Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) Başkanı Gianni Infantino’yu desteklediği iddia ediliyor. İddiaya göre Trump, Infantino’nun BM’nin zirvesine taşınması için zemin yokluyor. Bu hamle, hem uluslararası diplomasi çevrelerinde hem de spor dünyasında büyük yankı uyandırdı. Infantino’nun FIFA’daki tartışmalı geçmişi ve Trump’la kurduğu yakın ilişki, sürecin şeffaflığı ve liyakat açısından sorgulanmasına yol açtı.
Gelişmenin arka planı
Trump ile Infantino arasındaki ilişki, özellikle 2018 Rusya Dünya Kupası ve Katar 2022 sürecinde belirginleşti. Trump, Infantino’yu açıkça öven açıklamalar yaparken, Infantino da Trump’ın politikalarına destek verdi. İkili, özel görüşmelerde birbirlerine yakın durdu. Infantino’nun FIFA’yı yolsuzluk skandallarının ardından toparlama çabası, Trump’ın kriz yönetimi tarzıyla örtüşüyor. Ancak BM Genel Sekreterliği için genellikle diplomatik geçmişe sahip isimler tercih edilirken, bir spor yöneticisinin aday gösterilmesi alışılmadık bir durum.
Infantino’nun BM tecrübesi sınırlı. FIFA Başkanı olarak Birleşmiş Milletler’le bazı ortak sosyal sorumluluk projelerinde yer aldı, ancak bu doğrudan diplomatik bir kariyer anlamına gelmiyor. Trump’ın bu adaylığı, kendine yakın isimleri uluslararası kurumlara yerleştirme stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor. BM Genel Sekreteri seçimi, Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesi ve Genel Kurul onayıyla yapılıyor. Trump’ın etkisi sınırlı olsa da, ABD’nin veto gücü önemli bir koz.
Bölgesel ve küresel boyut
Infantino’nun BM Genel Sekreteri olması, küresel yönetişimde radikal bir değişimi temsil edebilir. Spor diplomasisinin yükselişi, uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin habercisi olabilir. Ancak eleştirmenler, Infantino’nun FIFA’daki yönetim anlayışının, insan hakları ve şeffaflık gibi BM’nin temel değerleriyle çeliştiğini savunuyor. Özellikle Katar Dünya Kupası sürecinde işçi hakları ihlalleri ve yolsuzluk iddiaları, Infantino’nun itibarını zedeledi.
Avrupa ülkelerinin çoğu, BM Genel Sekreteri’nin tarafsız ve deneyimli bir diplomat olması gerektiğini düşünüyor. Infantino’nun adaylığı, bu geleneksel anlayışa meydan okuyor. Rusya ve Çin gibi diğer daimi üyelerin tepkisi de merak konusu. Trump’ın Infantino’yu desteklemesi, ABD’nin BM’deki nüfuzunu artırma çabası olarak görülüyor. Ancak bu hamle, diğer ülkeler tarafından ABD’nin BM’yi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme girişimi olarak algılanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM sisteminde reform tartışmalarına sık sık vurgu yapıyor. Infantino gibi bir ismin adaylığı, Türkiye’nin ‘daha adil bir dünya’ söylemini doğrudan etkilemese de, kurumsal deneyim ve liyakat ilkelerinin esnetilmesi endişe verici. Türkiye, BM Genel Sekreteri seçiminde adayın coğrafi dağılım ve denge ilkesine dikkat edilmesini savunuyor. İtalyan-İsviçreli bir ismin adaylığı, bu ilkeyle çelişiyor. Ankara’nın bu süreçte itidal çağrısı yapması, uluslararası hukuk ve kurumsal istikrar vurgusuyla uyumlu olacaktır.