Donald Trump yönetimi, ABD'nin önde gelen kültür ve eğitim kurumlarından Smithsonian Enstitüsü'nü, sergilerinde ‘ideolojik aktivizm’ yapmakla suçlayarak bu iddiayı somut örneklerle destekleyen bir belge yayımladı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Smithsonian'ın Amerikan tarihini ve kültürünü sunuş biçiminin tarafsızlık ilkesinden saptığı, bunun yerine siyasi bir gündemi öne çıkardığı savunuldu.
Eleştirilerin odağındaki sergiler
Yönetim tarafından 'yozlaşma' (degeneracy) olarak nitelenen örnekler arasında, Smithsonian'ın Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi'ndeki bir serginin, Amerikan devrimi dönemindeki kölelik ve yerli halklara yönelik muameleyi aşırı vurguladığı belirtildi. Ayrıca Ulusal Afrika Sanatı Müzesi'ndeki bir enstalasyonun 'ırksal bölünmeyi teşvik ettiği' ve Ulusal Hava ve Uzay Müzesi'ndeki bir serginin ise iklim değişikliği konusunda 'panik yaydığı' iddia edildi.
Smithsonian Enstitüsü ise yaptığı yazılı açıklamada, tüm sergilerin 'akademik özgürlük ve tarihsel doğruluk ilkeleri' çerçevesinde hazırlandığını belirterek suçlamaları reddetti. Açıklamada, 'Müzemiz, ziyaretçilere kompleks ve bazen rahatsız edici konuları tarafsız bir şekilde sunma sorumluluğuna sahiptir' ifadesine yer verildi.
Kültür savaşları yeni boyut kazanıyor
Trump yönetiminin bu hamlesi, ABD'de son yıllarda yoğunlaşan kültür savaşlarının yeni bir cephesi olarak değerlendiriliyor. Muhafazakar çevreler, uzun süredir birçok müze ve üniversitenin 'aşırı sol' ideolojilerin etkisi altında kaldığını savunuyor. Smithsonian'a yönelik bu eleştiriler, federal bütçeden önemli ölçüde fon alan kurumun siyasi baskı altına alınmasına yönelik bir girişim olarak da yorumlanıyor.
Uzmanlar, bu tür müdahalelerin bilimsel ve akademik özgürlüğü tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor. Smithsonian benzeri kurumların, siyasi iktidar değişikliklerinden bağımsız olarak objektif bilgi sunma misyonunu koruması gerektiğini vurguluyorlar.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmeyen bu gelişme, küresel çapta yükselen bir olguya işaret ediyor: Kültür kurumlarının siyasi iktidarlar tarafından hedef alınması. ABD'deki bu tartışma, Türkiye'de de zaman zaman benzer şekilde müzelerin ve üniversitelerin ideolojik yönelimleri nedeniyle eleştirildiği bir ortamda, akademik özgürlük ve kurumsal tarafsızlık ilkelerinin evrensel önemini hatırlatıyor. Türkiye'nin güçlü kültür diplomasisi için bu tür tartışmaları dikkatle takip etmesi, kendi müze ve kültür politikalarını şekillendirirken denge arayışına katkı sağlayabilir.