ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü yapay zekâ (YZ) alanında bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Kararname, YZ şirketlerinin yeni modellerini kamuya sunmadan 30 gün önce federal hükümete gönüllü olarak bildirmelerini öngören bir çerçeve oluşturmayı amaçlıyor. Ancak eleştirmenler, kararnamenin kapsamının daraltıldığını ve neredeyse anlamsız hale geldiğini belirtiyor. Karar, teknoloji dünyasında ve siyasi çevrelerde tartışmalara yol açtı.
Kararnamenin Kapsamı ve Eleştiriler
Trump'ın imzaladığı kararname, YZ şirketlerine yeni modelleri hakkında hükümete bilgi verme yükümlülüğü getirmiyor; bu tamamen gönüllülük esasına dayanıyor. Ayrıca, bildirimin kapsamı yalnızca “ulusal güvenlik veya kamu güvenliği açısından risk oluşturabilecek” modellerle sınırlı. Uzmanlar, bu tanımın muğlak olduğunu ve şirketlerin hangi modellerin bu kapsama girdiğini belirlemesinin zor olduğunu ifade ediyor.
Kararname, Trump'ın önceki dönemde imzaladığı daha katı YZ düzenlemelerinin gevşetilmesi olarak görülüyor. Beyaz Saray yetkilileri, kararnamenin inovasyonu teşvik etmek için “minimum müdahale” ilkesiyle hazırlandığını söylüyor. Ancak sivil toplum kuruluşları ve bazı Demokrat Partili politikacılar, bu adımın YZ'nin potansiyel risklerine karşı yetersiz olduğunu savunuyor.
Özellikle, yapay zekâ sistemlerinin önyargı, mahremiyet ihlali ve iş kaybı gibi olumsuz etkilerine karşı herhangi bir bağlayıcı düzenleme getirmemesi eleştiriliyor. Teknoloji analisti John Smith, “Bu kararname, şirketlere hiçbir yükümlülük getirmiyor. Gönüllü bildirim, bir rapordaki dipnottan farksız” dedi.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD'nin bu adımı, diğer ülkelerin YZ düzenlemeleriyle karşılaştırıldığında daha zayıf kalıyor. Avrupa Birliği, geçtiğimiz yıl kabul ettiği Yapay Zekâ Yasası (AI Act) ile risk tabanlı bir sınıflandırma sistemi getirdi ve yüksek riskli YZ sistemleri için zorunlu uygunluk değerlendirmeleri öngörüyor. Çin ise YZ modellerinin yayınlanmadan önce hükümet onayı almasını zorunlu kılıyor.
ABD'nin gönüllü bildirim sistemini tercih etmesi, küresel YZ düzenlemelerinde bir boşluk yaratabilir. Uzmanlar, ABD merkezli teknoloji şirketlerinin (OpenAI, Google, Meta gibi) küresel pazarda baskın olması nedeniyle, ABD'nin düzenleme eksikliğinin diğer ülkeleri de etkileyebileceğini belirtiyor. Ayrıca, kararname YZ'nin askeri kullanımına ilişkin herhangi bir kısıtlama içermiyor; bu da silahlı yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesinin önünü açıyor.
Trump yönetimi, kararnamenin YZ'de ABD'nin liderliğini koruyacağını savunurken, eleştirmenler bunun kısa vadeli bir yaklaşım olduğunu ve uzun vadede ABD'yi dezavantajlı duruma düşürebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin YZ stratejisi açısından önemli bir referans oluşturuyor. Türkiye, 2021'de açıkladığı Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'nde inovasyonu teşvik ederken etik ve güvenlik çerçevesi oluşturmayı hedeflemişti. ABD'nin gönüllü bildirim sistemine yönelmesi, Türkiye'nin daha bağlayıcı düzenlemelere yönelmesi durumunda uluslararası rekabet dezavantajı yaşayabileceğini gösteriyor. Öte yandan, Avrupa Birliği'nin katı düzenlemeleri ile ABD'nin gevşek yaklaşımı arasında bir denge kurabilen Türkiye, kendine özgü bir model geliştirme fırsatına sahip. Ancak Trump kararnamesinin zayıf yaptırım gücü, küresel YZ güvenliği konusunda işbirliğini zorlaştırabilir ve Türkiye'nin dış politikada bu konuda pozisyon almasını gerektirebilir.