ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında gerçekleşen son yüz yüze görüşme, iki süper güç arasındaki derin ayrışmaları bir kez daha gözler önüne serdi. Ticaretten Tayvan’a, İran’dan yapay zekaya kadar kritik başlıklarda ele alınan zirve, tarafların açıklamalarındaki belirgin farklılıklar nedeniyle somut bir ilerleme sağlanamadığını gösteriyor. Diplomatik kaynaklar, görüşmenin samimi bir atmosferde geçtiğini ancak hiçbir dosyada ortak bir yol haritası çizilemediğini belirtiyor.
Görüşmenin arka planı ve ticaret boyutu
Trump ve Xi, son olarak Aralık 2024’te Peru’daki APEC zirvesinde bir araya gelmişti. Bu kez Wisconsin’deki Trump’ın golf kulübünde buluşan iki lider, özellikle ABD’nin Çin’e uyguladığı gümrük tarifeleri ve teknoloji kısıtlamalarını masaya yatırdı. Trump yönetimi, Çin’in yarı iletken ve yapay zeka alanındaki yükselişini frenlemek için ihracat kontrollerini sıkılaştırırken, Pekin ise karşı önlemler olarak nadir toprak elementleri ihracatını kısıtlama tehdidinde bulunuyor. Görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada, “ticaret dengesizliklerinin azaltılması” konusunda prensipte mutabakat sağlandığı belirtilse de, somut adımlar ve takvim konusunda herhangi bir detay paylaşılmadı.
Tayvan, İran ve yapay zeka: derin uçurumlar
Tayvan konusu, iki lider arasındaki en hassas başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Çin tarafı, Tayvan’ın bağımsızlık yönündeki adımlarına karşı sert tepki gösterirken, ABD ise adanın savunma kapasitesini artırmaya yönelik silah satışlarını sürdürüyor. Görüşmede Xi Jinping, “Tayvan konusunda kırmızı çizgileri ihlal edecek her türlü girişimin bölgesel istikrarı tehlikeye atacağı” uyarısında bulundu. Trump ise “Tayvan’ın kaderine karışmak istemediklerini ancak Çin’in tek taraflı müdahalesine de izin vermeyeceklerini” söyledi. İran dosyasında ise ABD’nin yaptırımları ve Çin’in İran’dan petrol alımını azaltma taahhüdü ele alındı. Ancak Çin, “meşru enerji ihtiyaçları” gerekçesiyle İran’la ticaretini sürdürme niyetini yineledi. Yapay zeka alanında ise iki ülke arasında güvenlik protokolleri oluşturma fikri dile getirilse de, somut bir anlaşmaya varılamadı. Uzmanlar, bu alandaki rekabetin Soğuk Savaş dönemindeki silahlanma yarışını andırdığını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump ve Xi arasındaki bu görüşme, yalnızca iki ülke ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel ticaret dengesini ve jeopolitik ittifakları da etkiliyor. ABD’nin Çin’e yönelik sert söylemine rağmen, iki ülke ekonomilerinin birbirine bağımlılığı derinleşiyor. Çin’in ABD’ye ihracatı 2024’te 500 milyar doları aşarken, ABD’nin Çin’e ihracatı ise 150 milyar dolar seviyesinde. Bu asimetrik bağımlılık, Trump yönetiminin pazarlık gücünü sınırlıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Japonya gibi ABD müttefikleri, Çin’le ilişkilerinde ABD-Çin rekabetinin yarattığı belirsizlikten rahatsızlık duyuyor. Brüksel, “teknolojik bağımsızlık” stratejisini hızlandırırken, Tokyo ise Çin’le ekonomik ilişkilerini çeşitlendirmeye çalışıyor. Rusya ise Çin’in ABD ile arasındaki gerilimi kendi lehine kullanma potansiyelini değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump-Xi görüşmesinin sonuçsuz kalması, Türkiye’nin dış ticaret stratejisini doğrudan etkileyebilir. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının derinleşmesi, Türkiye’nin ihracat pazarlarında daralma yaratabilir. Özellikle otomotiv ve tekstil sektörlerinde Çin’in ABD’ye yönelik ihracatındaki yavaşlama, Türkiye’nin rekabet gücünü geçici olarak artırsa da, küresel talep düşüşü riski ağır basıyor. Öte yandan, Türkiye’nin Çin’le geliştirdiği ticari ilişkiler ve “Kuşak ve Yol” projeleri, ABD baskısıyla karşı karşıya kalabilir. Ankara’nın, iki süper güç arasında denge politikasını sürdürmesi ve çok taraflı ticaret anlaşmalarını güçlendirmesi kritik önem taşıyor.