ABD Başkanı Donald Trump, Utah eyaletinde bulunan iki ulusal anıtın sınırlarını küçültmeye yönelik bir hamle başlattı. Bu girişim, selefleri Barack Obama ve George W. Bush döneminde alınan koruma kararlarını doğrudan hedef alıyor. Trump yönetimi, Bears Ears ve Grand Staircase-Escalante ulusal anıtlarının alanını önemli ölçüde daraltmayı planlıyor. Bu karar, çevreciler ile enerji ve madencilik sektörleri arasında yeni bir tartışma dalgası başlattı.
Gelişmenin arka planı
Bears Ears Ulusal Anıtı, 2016 yılında Başkan Barack Obama tarafından 1,35 milyon dönüm (yaklaşık 546 bin hektar) alan üzerinde kuruldu. Bölge, Kızılderili kabileleri için kutsal kabul edilen arkeolojik alanlar ve doğal güzellikler barındırıyor. Grand Staircase-Escalante ise 1996'da Başkan Bill Clinton tarafından 1,9 milyon dönüm (yaklaşık 769 bin hektar) olarak ilan edilmişti. Ancak Trump yönetimi, bu alanların enerji kaynaklarının kullanımını kısıtladığını iddia ediyor. İçişleri Bakanı Ryan Zinke, yaptığı incelemeler sonucunda anıtların sınırlarının daraltılmasını önerdi. Planlanan değişiklikle, Bears Ears'ın yaklaşık yüzde 85'i, Grand Staircase-Escalante'nin ise yaklaşık yüzde 50'si koruma statüsünden çıkarılacak. Bu alanlarda madencilik, petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri serbest bırakılacak.
Bölgesel veya küresel boyut
Trump'ın bu hamlesi, ABD'de çevre politikaları üzerindeki ideolojik bölünmeyi derinleştiriyor. Çevre örgütleri ve bazı Kızılderili kabileleri, kararı 'tarihi ve kültürel mirasa ihanet' olarak nitelendiriyor. Öte yandan, Utah eyalet yönetimi ve enerji şirketleri, anıtların ekonomik kalkınmayı engellediğini savunuyor. Küresel ölçekte ise bu adım, ABD'nin iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki taahhütlerine gölge düşürüyor. Trump yönetimi, 'enerji egemenliği' politikası çerçevesinde fosil yakıt üretimini artırmayı hedefliyor. Bu durum, Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararının ardından uluslararası toplumda tepkiyle karşılanıyor. Ayrıca, söz konusu bölgelerdeki biyoçeşitlilik kaybı endişeleri de küresel doğa koruma çabalarını olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin ABD'deki bu gelişmeyle doğrudan bir ilişkisi bulunmamakla birlikte, Trump yönetiminin çevre ve enerji politikalarındaki bu tür radikal adımlar, küresel enerji piyasalarını ve iklim değişikliği müzakerelerini etkileyebilir. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak, ABD'nin fosil yakıt üretimini artırmasının küresel fiyatlar üzerinde yaratacağı etkileri yakından takip etmelidir. Ayrıca, bu tür politikaların uluslararası iklim hedeflerini zayıflatması, Türkiye'nin de taraf olduğu Paris Anlaşması'nın uygulanmasını güçleştirebilir. Dolayısıyla, Türkiye'nin dış politika ve enerji stratejilerini belirlerken bu tür gelişmeleri göz önünde bulundurması önem taşımaktadır.