ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ülke genelindeki tüm mülteci kabul ve işleme memurlarını tek bir ülkeye, Panama’ya gönderme kararı aldı. Bu karar, federal çalışanlar ve mülteci hakları savunucuları arasında şaşkınlık ve tepki yarattı. Eski bir federal çalışan, ‘Bizi trolle mi geçiyorlar? Bu bir trolleme egzersizi mi?’ diyerek süreci eleştirdi.
Gelişmenin arka planı
ABD Mülteci Kabul Programı (USRAP), yıllardır dünyanın dört bir yanından savaş, zulüm ve doğal afetlerden kaçan binlerce insana kapı açıyordu. Ancak Trump yönetimi, göreve başladığı günden beri mülteci kabulünü ciddi şekilde kısıtladı. Son olarak, tüm mülteci memurlarının Panama’ya konuşlandırılması, programın fiilen durdurulduğu anlamına geliyor. Eski federal çalışan, Reuters’a yaptığı açıklamada, ‘Bu, mülteci kabulünü tamamen bitirmenin bir yolu. Personeli tek bir yere yığarak, başvuruları işleme koymayı imkânsız hale getiriyorlar’ dedi.
Karar, ABD’nin Latin Amerika ülkelerine yönelik politikasının bir parçası olarak görülüyor. Panama, göçmen akışını durdurmak için ABD ile işbirliği yapan bir ülke. Ancak mülteci memurlarının buraya gönderilmesi, asıl işlevlerini yerine getiremeyecekleri anlamına geliyor. Uzmanlar, bu adımın ABD’nin uluslararası mülteci koruma yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD’nin bu kararı, küresel mülteci krizi üzerinde derin etkiler yaratabilir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), dünya genelinde 100 milyondan fazla insanın yerinden edildiğini tahmin ediyor. ABD, geleneksel olarak en fazla mülteci kabul eden ülkelerden biriydi. Ancak Trump yönetimi, mülteci kotasını 2016’daki 110.000 seviyesinden 2020’de 18.000’e düşürdü. Şimdi ise mülteci kabul sürecini fiilen askıya alıyor.
Panama ise bu durumdan farklı şekilde etkileniyor. Ülke halihazırda Kolombiya üzerinden gelen büyük bir göçmen dalgasıyla başa çıkmaya çalışıyor. ABD’li mülteci memurlarının varlığı, Panama’nın göçmen yönetimine yardımcı olabilir, ancak asıl amaç mülteci kabulünü engellemek. Bu durum, diğer Latin Amerika ülkelerine de dolaylı etkiler yaratabilir; zira Meksika, Guatemala ve Honduras gibi ülkeler, ABD’ye yönelik göçü durdurmak için baskı altında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin dış politikası ve göç yönetimi açısından iki açıdan önem taşıyor. İlk olarak, ABD’nin mülteci kabulünü durdurması, Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı milyonlarca Suriyeli mülteci için alternatif çözümleri zorlaştırabilir. İkinci olarak, ABD’nin Latin Amerika’daki göçmen krizine yönelik bu agresif tutumu, Türkiye gibi göç rotaları üzerindeki ülkelerin uluslararası yük paylaşımı çağrılarını zayıflatabilir. Türkiye’nin AB ile yaptığı mülteci anlaşması da benzer bir baskı altında kalabilir. Bu nedenle, Ankara’nın gelişmeleri yakından takip etmesi ve alternatif stratejiler geliştirmesi gerekebilir.