Bir dişçi düşünün; aylardır muayenehanesine gitmiyorsunuz, randevu alamıyorsunuz, ne bir haber ne bir ses. Ancak aynı dişçi, bu süre zarfında borsada sürekli alım satım yapıyor, şirketlerin içeriden bilgilerine erişip milyonlarca dolar kazanıyor. Bu senaryo kulağa ne kadar mantıklı geliyor? İşte ABD Senatosu'ndaki etik tartışmaların özü tam olarak bu: Diğer meslekler için kesinlikle kabul edilemez olan davranış kalıpları, senatörler için neredeyse normal kabul ediliyor.
Arkadaşınız Senatörse, Hisse Senedi Ticareti Yapmak Çok Kolay
ABD'de senatörlerin ve Kongre üyelerinin hisse senedi ticareti yapması yıllardır tartışma konusu. 2012 yılında çıkarılan Stop Trading on Congressional Knowledge (STOCK) Yasası, içeriden öğrenenlerin ticaretini yasaklıyor ancak uygulamada birçok boşluk bulunuyor. Senatörler, kendi komitelerinde görüşülen yasa tasarılarından etkilenecek şirketlerin hisselerini alıp satabiliyor.
2020'de iki senatörün -Georgia'dan Kelly Loeffler ve Kaliforniya'dan Dianne Feinstein- koronavirüs pandemisi hakkında gizli brifingler aldıktan sonra hisse senedi satışı yaptıkları ortaya çıktığında skandal büyüdü. Loeffler ve eşi, pandemi brifinglerinden hemen sonra milyonlarca dolarlık hisse sattı. Benzer şekilde Feinstein da teknoloji hisselerini elden çıkardı. Her iki senatör de soruşturma geçirdi ancak herhangi bir yaptırım uygulanmadı.
Bu durum, sadece senatörlerin değil, eşlerinin ve çocuklarının da aynı ayrıcalıklardan yararlanmasını beraberinde getiriyor. Örneğin, Georgia Senatörü Jon Ossoff'un eşi, bir sağlık şirketinin hisselerini tam da o şirketle ilgili yasa teklifinin Senato'ya gelmesinden günler önce satın aldı. Ossoff, bu konuda herhangi bir etik ihlal olmadığını savundu.
Senatörler İçin Ayrıcalıklı Bir Dünya
Senatörlerin diğer meslek gruplarına kıyasla sahip olduğu ayrıcalıklar bununla sınırlı değil. Kamuoyu önüne çıkmama, toplantılara katılmama, hatta oy kullanmama gibi lüksler var. 2023'te Senatör Dianne Feinstein, sağlık sorunları nedeniyle aylarca Washington'a gelmedi. Bu sürede hiçbir komite toplantısına katılmadı, hiçbir oylamada bulunmadı. Ancak Senato maaşı ve yan hakları aynen devam etti. Benzer şekilde, Senatör John Fetterman, depresyon tedavisi gördüğü dönemde haftalarca Senato'ya gelmedi.
Bu durum, seçmenlerin gözünde çifte standart yaratıyor: Normal bir çalışan işe gelmediğinde işten çıkarılabilirken, senatörler için böyle bir yaptırım söz konusu değil. Ayrıca, senatörler kendi komitelerinde görüşülen konularla ilgili hisse senedi ticareti yapabiliyor. Örneğin, Savunma Komitesi'nde olan bir senatör, savunma şirketlerinin hisselerini alıp satabiliyor. Sağlık Komitesi'ndeki senatör ise ilaç şirketlerinin hisseleriyle oynayabiliyor.
Etik Reformu Çabaları ve Mevcut Durum
Kamuoyunun tepkisi ve medyanın baskısı, Kongre'de etik reformu taleplerini artırdı. 2023 yılında Sunulan 'Congressional Stock Trading Ban Act' (Kongre Hisse Senedi Ticareti Yasağı Yasası), senatörlerin ve eşlerinin hisse senedi ticareti yapmasını yasaklamayı hedefliyor. Ancak yasa henüz Senato'dan geçmedi. Başkan Joe Biden, bu yasayı desteklediğini açıklasa da Kongre'deki Cumhuriyetçi ve Demokrat milletvekillerinin bir kısmı, kendi mali çıkarları nedeniyle karşı çıkıyor.
Mevcut durumda senatörler, her yıl mali bildirimlerini kamuoyuna açıklıyor. Ancak bu bildirimler bile sorunlu. 2022'de bir araştırma, 5 senatörün mali bildirimlerinde hatalar veya eksikler olduğunu ortaya çıkardı. Senatörler, bu bildirimleri genellikle gecikmeli olarak sunuyor ve cezai yaptırım uygulanmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel demokrasi ve etik standartlar açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. ABD Kongresi'ndeki bu etik sorun, Türkiye'deki siyasetçilerin de benzer şeffaflık ve hesap verebilirlik taleplerini gündeme getirebilir. Özellikle, milletvekillerinin mal bildirimleri ve çıkar çatışmaları konusunda Türkiye'de de reform tartışmaları var. ABD'de bu tür bir reformun gerçekleşmesi, Türkiye'deki benzer taleplere meşruiyet kazandırabilir. Diğer yandan, ABD'deki bu ayrıcalıklı yapı, Türk kamuoyunda 'Batı'nın çifte standardı' eleştirilerini besleyebilir. Ancak asıl önemli nokta, siyasetçilerin mali çıkarlarıyla kamu görevleri arasındaki çizginin net çizilmesi gerektiğidir. Bu, sadece ABD için değil, tüm demokrasiler için geçerli bir ilkedir.