ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü sona erecek olan mevcut yüzde 10'luk küresel gümrük vergisinin yerine geçmek üzere onlarca ülkeye yeni tarifeler uygulanmasını öngören bir kararnameyi imzaladı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, yeni tarifeler belirli ülkelerden yapılan ithalata yüzde 25’e varan oranlarda ek vergi getiriyor. Uygulamanın, ABD’nin ticaret açığını kapatmayı ve yerli üretimi teşvik etmeyi hedeflediği belirtilirken, uzmanlar bu adımın küresel ticaret savaşlarını yeniden alevlendirebileceği uyarısında bulunuyor. Kararname, özellikle Çin, Almanya, Japonya ve Güney Kore gibi ABD’nin en büyük ticaret ortaklarını hedef alıyor. Trump yönetimi, tarifelerin ulusal güvenlik gerekçesiyle uygulandığını savunsa da, etkilenen ülkeler misilleme hazırlığı yapıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump’ın bu hamlesi, 2018’de başlattığı ticaret savaşlarının bir devamı niteliğinde. Mevcut yüzde 10’luk küresel vergi, geçtiğimiz yıl çelik ve alüminyum ithalatına getirilen ek vergilerin ardından yürürlüğe girmişti. Ancak bu verginin kapsamı sınırlı kalmış ve birçok ülke muafiyet elde etmişti. Yeni düzenlemeyle birlikte muafiyetlerin büyük ölçüde kaldırıldığı ve liste genişletildiği görülüyor. Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamada, “Amerikan işçisini korumak ve adil olmayan ticaret uygulamalarına son vermek için kararlı adımlar atıyoruz” ifadelerine yer verildi. Öte yandan, ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre, ülkenin mal ticaret açığı 2024’te 1 trilyon doları aşmış durumda. Trump yönetimi, tarifelerin bu açığı kapatmada etkili olacağını savunuyor. Ancak Ekonomi Politikası Araştırma Enstitüsü gibi bağımsız kuruluşlar, tarifelerin tüketici fiyatlarını artırdığını ve tedarik zincirlerinde bozulmalara yol açtığını belirtiyor.
Yeni tarifelerin kapsamına giren ülkeler arasında AB’nin en büyük ekonomisi Almanya’nın yanı sıra Japonya, Güney Kore, Hindistan, Brezilya ve Tayland gibi ülkeler bulunuyor. Çin’e yönelik tarifeler ise mevcut yüzde 15-25’lik vergilere ek olarak uygulanacak. Özellikle otomotiv, elektronik, çelik, alüminyum ve ilaç sektörlerindeki ürünler hedef alınıyor. ABD’nin en büyük ticaret ortaklarından Meksika ve Kanada ise USMCA anlaşması kapsamında geçici olarak muaf tutuldu. Ancak anlaşmanın 2026’da yeniden müzakere edilecek olması, bu ülkeler için de belirsizlik yaratıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump’ın tarife kararı, küresel ticaret sisteminde yeni bir kırılma noktası yaratıyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Başkanı Ngozi Okonjo-Iweala, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu tür tek taraflı adımlar, küresel ticaretin kurallara dayalı yapısını zayıflatıyor. Misillemeler zinciri kaçınılmaz olacaktır” dedi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin orantılı ve hızlı bir yanıt vereceğini duyururken, Almanya Başbakanı Olaf Scholz “Ticaret savaşları kaybeden taraflar yaratır” uyarısında bulundu. Çin Ticaret Bakanlığı ise ABD’nin kararını “korumacı ve adaletsiz” olarak nitelendirerek gerekli önlemleri alacaklarını bildirdi.
Asya-Pasifik bölgesinde Japonya ve Güney Kore, ABD’nin baskısına rağmen tarifelere karşı ortak bir cephe oluşturmaya çalışıyor. Güney Kore Ticaret Bakanı Ahn Duk-geun, “ABD ile stratejik ittifakımızı korumak istiyoruz, ancak ulusal çıkarlarımızı da savunacağız” dedi. Öte yandan, gelişmekte olan ülkeler tarifelerden en çok etkilenen grup olacak. Dünya Bankası verilerine göre, tarifelerin özellikle Güneydoğu Asya, Latin Amerika ve Afrika’daki ihracatçı ülkelerde ekonomik durgunluğu tetikleyebileceği belirtiliyor. Hindistan, potansiyel kayıpları dengelemek için ihracat teşviklerini artırma kararı alırken, Brezilya ise tarifelerin Mercosur bloğuna etkisini değerlendiriyor. Ekonomistler, bu gelişmenin küresel enflasyonu yeniden yükseltebileceği ve merkez bankalarının faiz indirim planlarını erteleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD’nin yeni tarifeler listesinde doğrudan hedef ülkeler arasında yer almasa da, dolaylı etkilerden kaçınması mümkün görünmüyor. ABD’nin Çin ve AB’ye yönelik tarifeleri, bu pazarlardaki Türk ihracatçıların rekabet gücünü ve talep koşullarını etkileyebilir. Özellikle çelik, otomotiv ve tekstil sektörlerindeki firmalar, ABD’nin Çin’e yönelik yaptırımlarının yön değiştirmesiyle artan rekabetle karşılaşabilir. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerindeki bozulmalar Türkiye’nin ara malı ithalatında maliyet artışına yol açabilir. Ancak Türkiye, ABD ile ticaret hacmini artırmak için yeni fırsatlar da yakalayabilir; Trump yönetiminin Çin’den uzaklaşma stratejisi, Ankara’nın üretim üssü olarak öne çıkmasını sağlayabilir. Kalkınma Bakanlığı’nın yapacağı etki analizi, risklerin ve fırsatların netleşmesi açısından kritik olacak.