19 Mayıs'ta Nijerya ordusu tarafından yayımlanan bir basın açıklamasında, Amerika Birleşik Devletleri ile ortak bir operasyon kapsamında IŞİD'e 'ezici bir darbe' vurulduğu ve aralarında üst düzey bir liderin de bulunduğu 170'ten fazla militanın 'etkisiz hale getirildiği' duyuruldu. Basın açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın birkaç gün önce Nijerya Devlet Başkanı Muhammadu Buhari ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından geldi. Trump, görüşmede terörle mücadele işbirliğini vurgulamış ve bölgedeki IŞİD varlığına karşı 'kararlılık' mesajı vermişti. Ancak analistlere göre, bu saldırılar stratejik olarak anlamsız ve uzun vadede etkisiz kalma riski taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Nijerya, uzun yıllardır kuzeydoğusunda Boko Haram ve IŞİD'in Batı Afrika kolu (ISWAP) ile mücadele ediyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı, terör örgütlerine karşı lojistik ve istihbarat desteği sağlamakla sınırlı. Ancak Trump yönetiminin son dönemde hava saldırılarını yoğunlaştırması, dikkatleri yeniden bölgeye çekti. Saldırıların hedefinde, ISWAP'ın lider kadrosu ve lojistik altyapısı var. Mayıs ayındaki operasyonda, örgütün üst düzey komutanlarından biri ve çok sayıda militan öldürüldü. Nijerya ordusu, bu başarıyı 'terörle mücadelede dönüm noktası' olarak nitelendirdi. Ancak bağımsız kaynaklar, öldürülenlerin tamamının militan olup olmadığı konusunda şüpheli.
ABD Savunma Bakanlığı verilerine göre, 2020 yılının ilk beş ayında Nijerya'da IŞİD hedeflerine yönelik düzenlenen hava saldırısı sayısı, 2019'un tamamındaki sayıyı geçti. Bu artış, Trump yönetiminin 'terörle savaş' söylemini canlandırma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak uzmanlar, sadece hava gücüne dayalı bir stratejinin, özellikle de yerel güçlerle koordinasyon zayıf olduğunda, uzun vadede başarısız olacağını belirtiyor. Nijerya ordusunun insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk iddiaları da ABD'nin ortak operasyonlarını tartışmalı hale getiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Nijerya'daki çatışmalar, Batı Afrika'nın geneline yayılma potansiyeli taşıyor. IŞİD'in bölgedeki varlığı, Çad Gölü havzasındaki dört ülkeyi (Nijerya, Nijer, Çad, Kamerun) doğrudan etkiliyor. ABD'nin yoğunlaştırdığı hava saldırıları, kısa vadede örgütün hareket kabiliyetini kısıtlıyor ancak sivil kayıplar ve altyapı tahribatı nedeniyle yerel halkın tepkisini çekiyor. Bu durum, terör örgütlerine yeni üyeler kazandırabilir. Ayrıca, Trump'ın 'terörle savaş' söylemi, bölgedeki Fransız ve diğer uluslararası güçlerin varlığıyla çelişiyor. Fransa'nın Sahel bölgesinde yürüttüğü operasyonlar, ABD'ninkilerle koordine edilse de, stratejik hedefler konusunda farklılıklar var. Küresel ölçekte, bu saldırılar ABD'nin terörle mücadele politikasının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel istikrarsızlığın Küresel Güney'e yayılması açısından önemlidir. Türkiye, kendi sınırları dışındaki terörle mücadele operasyonlarında askeri güç kullanırken, sivil kayıpların ve insani krizlerin önlenmesine özen göstermektedir. Nijerya'daki ABD hava saldırılarının yol açtığı sivil zarar, uluslararası insancıl hukuk açısından sorgulanabilir. Türkiye, bu tür operasyonlarda sivil korumanın önemini vurgulayan bir duruş sergileyerek, BM ve diğer platformlarda insani diplomasiyi öne çıkarabilir. Ayrıca, Nijerya ile Türkiye arasında savunma sanayi işbirliği geliştirme potansiyeli bulunuyor; ancak mevcut çatışma ortamı bu işbirliğini zorlaştırabilir.