Yeni bir kamuoyu araştırması, 2024 başkanlık seçimlerinde Donald Trump'a oy veren Latin kökenli Amerikalıların dörtte birinin bu kararından pişmanlık duyduğunu ortaya koydu. UnidosUS, BSP Research ve Shaw & Company tarafından ortaklaşa yürütülen anket, 2026 ara seçimlerine giderken Trump yönetiminin ekonomi, göçmenlik ve sağlık politikalarının Latin toplumu üzerinde yarattığı hayal kırıklığını gözler önüne seriyor. Ankete katılanların yüzde 24'ü Trump'a oy vermekten pişman olduğunu belirtirken, bu oran özellikle genç ve kadın seçmenler arasında daha da yüksek.
Anketin arka planı ve metodolojisi
UnidosUS, altı ayda bir gerçekleştirdiği kapsamlı anket serisinin sonuncusunu Mart 2025'te yayımladı. Araştırma, 18-65 yaş arası 2.400 Latino seçmenle telefon ve çevrimiçi görüşmeler yapılarak hazırlandı. Örneklem, ABD'deki Latin nüfusunun eyaletlere ve siyasi eğilimlere göre dağılımını yansıtacak şekilde ağırlıklandırıldı. Anketin hata payı yüzde 2,5 olarak açıklandı.
Trump'a oy veren Latinler arasında pişmanlık oranı yüzde 24 olarak ölçülürken, bu oran Biden'a oy verenlerde yalnızca yüzde 6'da kaldı. Özellikle Florida, Teksas ve Arizona gibi Latin nüfusun yoğun olduğu eyaletlerde pişmanlık oranlarının daha yüksek olduğu belirtiliyor. Ankete katılanların yüzde 68'i ekonominin kötüye gittiğini düşünürken, yüzde 55'i sağlık hizmetlerine erişimin zorlaştığını ifade etti.
Latin seçmenin değişen siyasi tercihleri
Latin seçmenler, uzun yıllar boyunca Demokrat Parti'nin doğal tabanı olarak görülüyordu. Ancak 2020 seçimlerinde Trump'ın Latin oylarındaki artışı, Cumhuriyetçiler için umut verici bir trend olarak yorumlanmıştı. Özellikle Florida'da Küba ve Venezuelalı göçmenlerin Trump'a yönelmesi, partinin bu kesimde kalıcı bir başarı elde ettiği izlenimini yaratmıştı.
UnidosUS anketi, bu trendin tersine dönebileceğine işaret ediyor. Trump'ın göçmenlik politikaları, özellikle sınır güvenliği ve vize kısıtlamaları, Latin kökenli Amerikalılar arasında rahatsızlık yaratıyor. Ankete katılanların yüzde 62'si mevcut göçmenlik politikalarının kendilerini veya ailelerini hedef aldığını düşünüyor. Ayrıca, ekonomik belirsizlik ve sağlık sigortası maliyetlerindeki artış, Latin hanelerini orantısız şekilde etkiliyor.
2026 ara seçimlerine doğru
2026 ara seçimleri, Başkan Trump'ın ikinci dönemindeki ilk büyük sınav olacak. Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve Senato'nun üçte biri için yapılacak seçimlerde Latin oyları kritik öneme sahip. Anket, Latin seçmenlerin yüzde 42'sinin 2026'da mutlaka oy kullanacağını, yüzde 38'inin ise muhtemelen oy kullanacağını söylediğini gösteriyor. Bu oran, 2022 ara seçimlerine kıyasla 7 puanlık bir artışa işaret ediyor.
Demokrat Parti, Latin seçmenlerin yeniden kazanılması için yoğun bir çaba içinde. Parti liderleri, sağlık reformu, asgari ücret artışı ve göçmenlik düzenlemesi gibi konularda net mesajlar veriyor. Ancak, Demokratlar arasında da bir bölünme gözleniyor: Ilımlı kanat, parti mesajlarının daha merkezde olması gerektiğini savunurken, ilerici kanat daha radikal politikalar öneriyor. Cumhuriyetçiler ise Latin seçmenleri elde tutmak için ekonomik başarılara ve işsizlik oranlarındaki düşüşe vurgu yapıyor.
Ankette dikkat çeken bir diğer bulgu, Latin seçmenlerin yüzde 37'sinin kendini bağımsız olarak tanımlaması. Bu grubun yüzde 45'i şu ana kadar herhangi bir partiye bağlılık hissetmiyor. Kararsız seçmenlerin oyları, özellikle yarışın kıl payı olduğu eyaletlerde belirleyici olabilir. Arizona, Nevada ve Colorado gibi eyaletlerde Latin nüfus oranı yüksek olduğu için, bu bölgelerdeki siyasi dengeler Latin seçmenin tercihlerine göre şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki Latin seçmenlerin siyasi yönelimindeki değişim, Türkiye için dolaylı ancak potansiyel olarak önemli sonuçlar doğurabilir. Demokrat Parti'nin Latin oylarını yeniden kazanması, ABD dış politikasında daha çok taraflı ve insan hakları odaklı bir yaklaşımı güçlendirebilir. Bu durumda, Türkiye-ABD ilişkilerinde demokrasi ve insan hakları vurgusu artabilir. Ayrıca, Demokrat yönetimlerin Ortadoğu'da daha aktif bir rol üstlenme eğilimi, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını etkileyebilir. Öte yandan, Cumhuriyetçilerin Latin seçmenleri elde tutması halinde, Türkiye ile ticari ve askeri ilişkilerde mevcut pragmatik çizginin devamı beklenebilir. Her iki durumda da, ABD'deki iç siyasi dengelerin küresel ve bölgesel yansımaları Türkiye tarafından yakından izlenmelidir.