ABD Başkanı Donald Trump, Körfez ülkelerinin Amerikan askeri varlığından elde ettikleri güvenlik avantajına karşılık olarak Washington'a tazminat ödemesi gerektiğini ifade etti. Orta Doğu'ya yönelik yeni bir güvenlik çerçevesi oluşturma çabaları kapsamında yapılan bu açıklama, bölgedeki ABD askeri üslerinin finansmanı ve Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar gibi ülkelerin savunma harcamalarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Trump, özellikle Katar'daki El-Udeid Hava Üssü ve Bahreyn'deki ABD Donanma üssü gibi stratejik tesislerin işletilmesinin Amerikan vergi mükellefleri için büyük bir mali yük oluşturduğunu vurguladı.
Trump'ın tazminat talebinin arka planı
Donald Trump, başkanlık kampanyası boyunca ABD'nin küresel askeri angajmanlarını azaltma ve müttefiklerine daha fazla mali sorumluluk yükleme sözü vermişti. Göreve geldikten sonra da bu çizgisini sürdürerek NATO müttefiklerine Gayri Safi Yurtiçi Hasılalarının (GSYH) en az yüzde 2'sini savunmaya ayırmaları için baskı yapmıştı. Şimdi de benzer bir yaklaşımı Körfez ülkelerine uygulamaya hazırlanıyor. Trump, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin ABD'nin sağladığı güvenlik şemsiyesi altında petrol zenginliklerini korurken, savunma harcamalarını yeterince artırmadığını iddia ediyor.
ABD'nin Orta Doğu'da yaklaşık 50.000 askeri bulunuyor ve bu askerlerin büyük bir kısmı Körfez bölgesinde konuşlanmış durumda. Bahreyn'deki ABD Beşinci Filosu, Katar'daki Ortak Hava Operasyonları Merkezi ve Suudi Arabistan'daki Sultan Hava Üssü, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının temel taşlarını oluşturuyor. Trump yönetiminin, bu üslerin yıllık işletme maliyetinin 10 milyar doları aştığını ve bu meblağın büyük kısmının Amerikan bütçesinden karşılandığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın bu açıklaması, Körfez ülkelerinde farklı tepkilere yol açtı. Suudi Arabistan ve BAE, ABD ile güvenlik işbirliğinin önemini vurgularken, tazminat talebine doğrudan yanıt vermekten kaçındı. Katar ise El-Udeid Üssü'nün ev sahipliği yapmasına rağmen, ABD ile olan askeri anlaşmalarının karşılıklı fayda esasına dayandığını hatırlattı. İran ise bu açıklamayı ABD'nin bölgede istikrarsızlık yaratma çabası olarak nitelendirdi. Uzmanlar, Trump'ın talebinin Körfez ülkeleri arasında yeni bir gerilim yaratabileceği ve ABD'nin bölgedeki geleneksel müttefiklik ilişkilerini zorlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, Çin ve Rusya'nın Orta Doğu'da artan etkisi, ABD'nin bölgeden tamamen çekilmesi durumunda oluşabilecek güç boşluğu endişelerini de beraberinde getiriyor. Trump'ın tazminat talebi, aslında ABD'nin bölgedeki askeri varlığının sürdürülebilirliği konusunda bir pazarlık hamlesi olarak da yorumlanıyor. Bazı analistler, Washington'un Körfez ülkelerinden daha fazla mali katkı alması halinde, askeri varlığını azaltmak yerine yeniden yapılandırabileceğini öne sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Körfez ülkelerinden tazminat talebi, Türkiye için dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. ABD'nin bölgedeki askeri varlığının maliyetini müttefiklerine yüklemesi, Türkiye'nin Katar'daki askeri üssü gibi kendi savunma anlaşmalarını da etkileyebilir. Ayrıca, Körfez ülkelerinin ABD'ye daha fazla ödeme yapması, Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik rekabeti artırabilir. Öte yandan, ABD'nin bölgeden çekilme olasılığı, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ankara, ABD'nin Körfez'deki varlığının azalmasını Orta Doğu'da kendi nüfuz alanını genişletmek için bir fırsat olarak değerlendirebilir, ancak bu aynı zamanda İran ve Rusya ile rekabeti de derinleştirebilir.