Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Hürmüz Boğazı'nda seyir halindeki iki ticari tankerin İran yapımı füzelerle hedef alındığını ve saldırıda bir mürettebat üyesinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Olay, Basra Körfezi'ndeki zaten yüksek olan gerginliği daha da artırırken, uluslararası deniz ticareti için hayati öneme sahip bu su yolunda güvenlik endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Gelişmenin arka planı
BAE Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, saldırının dün akşam saatlerinde Hürmüz Boğazı'nın uluslararası sularda meydana geldiği belirtildi. Açıklamada, tankerlerden birine isabet eden füze sonucu gemide yangın çıktığı ve bir mürettebatın kurtarılamadığı ifade edildi. Ölen mürettebatın uyruğu henüz açıklanmazken, yaralıların olduğu ve tahliye işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) ait deniz kuvvetlerinin bölgede varlık gösterdiği bilinirken, Tahran yönetimi henüz olayla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak İranlı yetkililere yakın kaynaklar, saldırının İsrail'e ait bir gemiye yönelik olduğunu iddia etti. İsrail ise bu iddiaları yalanlayarak olayla bir ilgisi olmadığını duyurdu.
Olayın ardından bölgede seyir güvenliği için önlemler artırılırken, bazı nakliye şirketleri rotalarını değiştirme kararı aldı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor ve herhangi bir aksama küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkileyebiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu saldırı, son yıllarda Hürmüz Boğazı'nda yaşanan en ciddi güvenlik olaylarından biri olarak kayıtlara geçti. 2019'da yine benzer bir saldırıda tankerler hedef alınmış, ABD ve İran arasında gerginlik tırmanmıştı. Şu anki olayın İran'ın nükleer programı ve uluslararası yaptırımlar bağlamında yeni bir krize yol açabileceği yorumları yapılıyor.
Uzmanlar, İran'ın özellikle Basra Körfezi'ndeki vekil güçler aracılığıyla bölgesel nüfuzunu korumaya çalıştığını, ancak doğrudan askeri müdahalenin risklerinin yüksek olduğunu belirtiyor. BAE ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri, İran'ın deniz güvenliğini tehdit etmesine karşı son yıllarda askeri kapasitelerini artırdı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınayan bir açıklama yayımlayarak, uluslararası toplumu bu tür eylemlere karşı birleşmeye çağırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin konuyu acil gündemine alması bekleniyor. Öte yandan Çin ve Rusya, bölgenin istikrarının korunması için diyalog çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Boğazın güvenliği, küresel petrol fiyatlarını doğrudan etkilediği için Türkiye ekonomisi açısından kritik önem taşıyor. Saldırının ardından petrol fiyatlarında yaşanabilecek bir artış, Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, bölgede tırmanan gerginlik, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile son dönemde geliştirdiği ilişkileri ve Körfez'deki diplomatik dengeleri etkileyebilir. Ankara'nın olayı yakından izlediği ve tansiyonun düşürülmesi için temaslarda bulunabileceği değerlendiriliyor.