İran ile ABD arasındaki fiili savaş, Cuma günü altıncı ayını doldururken, Başkan Donald Trump’ın bu çatışmayı sona erdirme yolu her geçen gün daha da belirsizleşiyor. Trump’ın söylemleri, askeri yetkililerin uyarıları ve bölgedeki gelişmeler ışığında, savaşın sonunun nasıl geleceği konusunda net bir tablo ortaya çıkmıyor. Axios’un derlemesine göre, Trump’ın son altı ayda yaptığı altı kritik açıklama, stratejisinin evrildiğini ancak bir çıkış planının henüz netleşmediğini gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD’nin 3 Ocak’ta İranlı General Kasım Süleymani’yi öldürmesiyle başlayan kriz, kısa sürede doğrudan bir çatışmaya dönüştü. İran’ın misilleme saldırıları ve ABD’nin ek yaptırımları, iki ülke arasındaki gerilimi Soğuk Savaş sonrasının en yüksek seviyesine taşıdı. Trump, seçim vaatlerinin aksine ABD’yi yeni bir savaşa sürüklemekle suçlanırken, bir yandan da “savaş istemediğini” sık sık vurguluyor.
Ancak bu çelişkili açıklamalar, hem Amerikan kamuoyunda hem de uluslararası arenada kafa karışıklığı yaratıyor. Trump’ın “İran’a karşı hiçbir zaman bu kadar güçlü olmadık” söyleminden “İran ile müzakere masasına oturmaya hazırız”a evrilen süreç, aslında bir çıkış arayışının da göstergesi. Axios’un haberinde öne çıkan altı alıntı, bu evrimi özetliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran savaşının sonuçları yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu’yu ve küresel enerji piyasalarını etkiliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gerginlik, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açarken, bölgedeki ABD müttefikleri (İsrail, Suudi Arabistan) ve İran’a yakın gruplar (Hizbullah, Husiler) arasındaki denge de değişiyor. Rusya ve Çin’in İran’a verdikleri diplomatik destek, krizi daha da küresel hale getiriyor.
Uzmanlar, Trump’ın “maksimum baskı” politikasının İran’ı masa başına getirmekte başarısız olduğunu, aksine ülkeyi daha da radikalleştirdiğini savunuyor. İran’ın nükleer programa geri dönüşü ve uranyum zenginleştirme oranını artırması, Batı’nın güvenlik mimarisini tehdit ediyor. Bu tablo, savaşın ne zaman ve nasıl biteceğinin yalnızca ABD’nin değil, tüm uluslararası toplumun öncelikli meselesi haline getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki çatışma, Türkiye için sınır güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran ile ekonomik ilişkilerini korumaya çalışırken, bir yandan da ABD yaptırımlarına uyum sağlamak zorunda. Savaşın uzaması, göç dalgaları ve terör tehdidini artırabilir; ayrıca enerji tedarikinde doğal gazın önemli bir kısmını İran’dan alan Türkiye için riskleri büyüyor. Ankara’nın hem ABD hem İran ile diyaloğu sürdürerek, bölgesel dengeleri gözeten bir politika izlemesi bekleniyor.