ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik planlanan askeri saldırıları perşembe günü iptal ettiğini açıklarken, Tahran yönetiminin ateşkesi uzatacak, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açacak ve müzakerelere devam edecek bir anlaşma taslağını onayladığını iddia etti. Trump'ın bu açıklaması, bölgede tansiyonun düşürülmesine yönelik diplomatik çabaların hız kazandığı bir dönemde geldi. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Başkan'ın İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşılık olarak hazırlanan askeri operasyonu son anda durdurma kararı aldığı belirtildi. Öte yandan, Körfez ülkeleri ve Avrupa Birliği'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildiği, tarafların kapsamlı bir anlaşmaya varmak üzere olduğu bildirildi. Arap medyasına yansıyan haberlere göre, anlaşma metni üzerinde büyük ölçüde mutabakat sağlandı ve belgenin önümüzdeki günlerde imzalanması bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasında son haftalarda tırmanan gerilim, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, Washington yönetimini harekete geçmeye zorlamıştı. Trump yönetimi, İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını durdurması ve Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik tacizlerine son vermesi için Tahran'a ültimatom vermişti. Ancak İran'ın bu taleplere yanaşmaması üzerine Pentagon, İran'daki askeri hedeflere yönelik bir saldırı planı hazırlamıştı. Trump'ın saldırıyı iptal kararı, hem kendi ekibi içinde hem de uluslararası kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. Beyaz Saray kaynakları, Başkan'ın operasyonun yol açacağı insani maliyet ve bölgesel istikrarsızlık riski nedeniyle geri adım attığını öne sürdü. Öte yandan, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ülkesinin anlaşmaya hazır olduğunu ancak ABD'nin samimiyetini test etmek istediğini belirtti. Müzakerelerde elçi olarak görev yapan Katar ve Umutlu Körfez ülkeleri, tarafları uzlaştırmak için yoğun çaba harcadı. Anlaşmanın sağlanması halinde, İran'a yönelik bazı yaptırımların hafifletilmesi ve karşılığında Tahran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlaması öngörülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın saldırıyı iptali ve anlaşma sinyali, sadece ABD-İran ilişkileri açısından değil, tüm Ortadoğu ve küresel enerji piyasaları için kritik bir dönüm noktası olabilir. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolunda seyrüsefer serbestisinin sağlanması anlamına geliyor. Son haftalarda İran'ın boğazda ticari gemilere el koyması ve mayın tehdidi oluşturması, petrol fiyatlarında dalgalanmaya ve küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açmıştı. Anlaşmanın sağlanması halinde, petrol fiyatlarında düşüş beklenirken, bölgedeki diğer gerilim noktalarında da yumuşama olabileceği belirtiliyor. İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler ise ABD-İran anlaşmasına temkinli yaklaşıyor. İsrail, İran'ın nükleer programına ilişkin herhangi bir anlaşmanın yeterince kapsamlı olmadığı takdirde kendi güvenliği için tehdit oluşturacağını savunuyor. Suudi Arabistan ise İran'ın Yemen'deki Husilere desteğini sonlandırmasını şart koşuyor. Küresel güçlerden Rusya ve Çin, ABD-İran anlaşmasını memnuniyetle karşılarken, Avrupa Birliği müzakerelere aktif destek veriyor. Analistler, olası bir anlaşmanın Trump'ın 2024 seçimleri öncesinde dış politika zaferi olarak sunulabileceğine dikkat çekiyor. Ancak anlaşmanın ayrıntıları ve uygulanabilirliği konusunda ciddi belirsizlikler bulunuyor. Özellikle İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetim mekanizması ve yaptırımların kaldırılması takvimi, müzakerelerin en tartışmalı başlıkları arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Anlaşma sağlanırsa, Türkiye'nin enerji maliyetlerinde düşüş beklenebilir; zira Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını komşusu İran'dan karşılıyor. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin Körfez'deki ticari çıkarları açısından hayati önemde. Öte yandan, İran'la yakın ticari ve diplomatik ilişkileri bulunan Türkiye, ABD yaptırımları nedeniyle ikili ticarette zorluk yaşıyordu; anlaşma bu engelleri kaldırabilir. Ancak anlaşmanın istikrar getirmesi, İran'ın bölgesel nüfuzunu artırabileceği için Türkiye'nin Suriye, Irak ve Kafkaslar'daki çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ankara, bu süreçte tüm aktörlerle dengeli bir ilişki yürütmeye özen göstermeli.