İngiltere Savunma Bakanı John Healey, hükümetin yeni savunma yatırım planının 'gerekenin çok altında' kaldığını belirterek istifa ettiğini açıkladı. Healey, Başbakan Keir Starmer'a sunduğu istifa mektubunda, 'Müttefiklerimizin ve kendi güvenliğimizin karşı karşıya olduğu tehditler karşısında yetersiz kalan bir bütçeyi savunamayacağını' ifade etti. İstifa, İngiliz siyasetinde şok etkisi yaratırken, ülkenin NATO taahhütleri ve savunma politikasının geleceği konusunda soru işaretleri doğurdu.
Gelişmenin Arka Planı: Savunma Bütçesi Tartışmaları
John Healey, 2023 yılında göreve gelmesinden bu yana, hükümetin 2025-2030 dönemi için hazırladığı savunma yatırım planının yetersiz olduğunu savunuyordu. Plan, GSYİH'nın %2'si oranındaki savunma harcamasını korumayı öngörüyordu, ancak Healey, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının getirdiği yeni güvenlik tehditleri ve küresel istikrarsızlık ortamında bu oranın en az %2,5'e çıkarılması gerektiğini düşünüyordu.
Healey'in istifasından önce, hükümet içinde savunma bütçesi konusunda haftalardır süren bir gerilim yaşanıyordu. Geçtiğimiz ay yayınlanan bir parlamento raporu, İngiliz ordusunun teçhizat eksikliği ve personel yetersizliği nedeniyle 'ciddi bir hazırlık krizi' içinde olduğunu ortaya koymuştu. Rapor, özellikle Hava Kuvvetleri'ndeki savaş uçağı sayısının ve Donanma'daki gemi sayısının alarm verici seviyede düştüğünü belirtiyordu.
Healey, istifa açıklamasında 'ülkenin savunmasızlığını kabul edemeyeceğini' ve 'siyasi çıkarlar yerine ulusal güvenliği tercih ettiğini' söyledi. Başbakan Starmer ise Healey'in kararından duyduğu üzüntüyü dile getirirken, hükümetin mevcut savunma planının 'ülkenin ihtiyaçlarını karşıladığını' savundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: NATO ve Güvenlik Dengesi
Healey'in istifası, yalnızca İngiltere iç siyasetinde değil, aynı zamanda NATO ve Avrupa güvenlik mimarisi açısından da kritik bir dönemde gerçekleşti. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığının devam ettiği ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma sinyalleri verdiği bir ortamda, İngiltere'nin savunma harcamalarını artırma konusundaki isteksizliği, müttefikler arasında endişe yarattı.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, daha önce yaptığı açıklamalarda, üye ülkelerin savunma bütçelerini GSYİH'nın en az %2'sine çıkarma taahhüdünü yinelemiş, ancak bu oranın yeni tehditler karşısında yetersiz kaldığını da belirtmişti. İngiltere, NATO'nun en büyük ikinci askeri gücü olarak, ittifakın caydırıcılık kapasitesinde kilit bir rol oynuyor. Healey'in istifası, İngiltere'nin bu rolünü sorgulamaya açabilir.
Öte yandan, Avrupa Birliği ülkeleri de savunma harcamalarını artırma konusunda baskı altında. Fransa ve Almanya, savunma bütçelerini artırma planlarını açıklamış durumda. Ancak İngiltere'deki bu siyasi kriz, Avrupa'nın ortak savunma politikası oluşturma çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Uzmanlar, Healey'in istifasının, İngiltere'nin küresel bir güç olarak itibarına darbe vurduğunu ve ülkenin savunma politikasında köklü bir revizyonu zorunlu kıldığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Healey'in istifası, İngiltere'nin savunma harcamalarındaki belirsizliğin NATO'nun güney kanadındaki caydırıcılık kapasitesini zayıflatabileceğini gösteriyor. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki güvenlik dengeleri açısından İngiltere ile iş birliğine önem veriyor. Özellikle savunma sanayii alanında ortak projeler yürüten iki ülke arasında, İngiltere'deki bu istifanın mevcut anlaşmalara yansıması beklenmiyor. Ancak kriz, NATO içindeki harcama tartışmalarını derinleştirerek, Türkiye’nin ittifak içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir.