ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada İran'ın petrol terminallerini ele geçirme ve "çok sert" yeni saldırılar başlatma sözü verdi. Bu adım, İslam Cumhuriyeti ile savaşta önemli bir tırmanma anlamına geliyor. Trump, daha önce İran'a yönelik "daha büyük, daha güçlü" saldırılar tehdidinde bulunmuştu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Başkan'ın İran'ın petrol altyapısını hedef almayı düşündüğü ve bu konuda askeri yetkililere talimat verdiği belirtildi. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İran'ın petrol tesislerini vurmak üzereyiz. Eğer direnirlerse, daha önce görülmemiş bir güçle karşılık vereceğiz" ifadelerini kullandı. Uzmanlar, bu hamlenin iki ülke arasındaki gerginliği doruk noktasına taşıyabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmelerin arka planı
ABD ile İran arasındaki gerilim, Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla başlamıştı. Ardından, İran'ın nükleer programını hızlandırdığı ve bölgedeki milis gruplar aracılığıyla ABD çıkarlarını hedef aldığı iddia edilmişti. Son haftalarda İran, Basra Körfezi'nde ticari gemilere el koyarken, ABD de askeri varlığını artırdı. Trump'ın son tehdidi, İran'ın petrol ihracatını tamamen durdurmayı hedefleyen "maksimum baskı" politikasının bir parçası olarak görülüyor. İran'ın günlük ham petrol üretimi yaklaşık 2,5 milyon varil seviyesinde ve bunun büyük kısmı Basra Körfezi'ndeki terminallerden ihraç ediliyor. Bu terminallerin vurulması, İran ekonomisini ciddi şekilde sarsabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın açıklamaları, Orta Doğu'da yeni bir kriz dalgasını tetikleyebilir. Basra Körfezi'ndeki petrol tesislerine yönelik bir saldırı, bölgesel enerji arzını kesintiye uğratarak küresel petrol fiyatlarını yukarı çekebilir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi ülkeler, olası bir çatışmada taraf olmak zorunda kalabilir. Ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği bu stratejik geçitte ciddi aksamalara yol açabilir. Uluslararası toplum, Trump'ı itidale çağırırken, Rusya ve Çin de bölgede askeri varlıklarını artırıyor. BM Güvenlik Konseyi'nde acil toplantı talep edilirken, Avrupa Birliği tarafları diyaloğa davet etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye için ciddi riskler barındırıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü İran ve diğer bölge ülkelerinden karşılıyor; petrol fiyatlarındaki olası artış, cari açığı büyütebilir ve enflasyonu tetikleyebilir. Ayrıca, sınır komşusu İran'da yaşanacak bir istikrarsızlık, göç ve güvenlik sorunlarını da beraberinde getirebilir. Türkiye, her iki ülkeyle de diplomatik ilişkilerini sürdürmeye çalışırken, bölgesel bir çatışmanın ortasında kalmamak için denge politikası izliyor. Ekonomik kırılganlıklar göz önüne alındığında, Ankara'nın bu süreçte hem enerji arz güvenliğini sağlaması hem de diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.