İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki kara operasyonlarını genişlettiği ve Hizbullah'a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde, uluslararası ateşkes girişimleri sonuçsuz kalmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler ve ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, taraflar arasındaki derin güvensizlik ve askeri hedeflerin uyumsuzluğu nedeniyle ilerleme kaydedemiyor. Lübnan hükümeti ve Hizbullah, İsrail'in koşulsuz olarak güney Lübnan'dan çekilmesini talep ederken, Tel Aviv yönetimi ise kuzey sınırında güvenli bir tampon bölge oluşturulmasında ısrar ediyor.
Gelişmenin arka planı
Çatışmalar, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından tırmanan Gazze savaşının yansıması olarak başladı. Hizbullah, Hamas'ı desteklemek amacıyla İsrail'in kuzeyine roket ve füzelerle saldırılar düzenlerken, İsrail de Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerini vurarak karşılık verdi. Son haftalarda İsrail, kara birliklerini sınırdan birkaç kilometre içeriye sürerek, Hizbullah'ın tünellerini ve roket rampalarını imha etmeyi hedefliyor. Lübnan resmi makamlarına göre, çatışmalarda şu ana kadar 600'den fazla kişi hayatını kaybetti, 2 binden fazla kişi yaralandı ve 100 binin üzerinde sivil evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Uluslararası toplum, tarafları itidal çağrısı yaparken, BM Güvenlik Konseyi acil toplantılar düzenledi ancak bağlayıcı bir karar alamadı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bölgeye yaptığı son ziyarette, İsrail'in kendini savunma hakkını tanırken, Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sivil kayıpların artmasından endişe duyduğunu belirterek, acil ateşkes çağrısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki çatışma, tüm Ortadoğu'yu etkileyen bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Hizbullah'ın İran'ın en önemli müttefiki olması, Tahran'ı doğrudan tehdit altında hissettiriyor. İran, Hizbullah'a askeri ve mali destek sağlarken, Suriye üzerinden Lübnan'a silah sevkiyatı yapıldığı iddia ediliyor. İsrail ise bu sevkiyatları engellemek için Suriye'deki hedeflere de saldırılar düzenliyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesinden endişe ederek, diplomatik çözüm için baskı yapıyor. Avrupa Birliği, sivil koridorlar oluşturulması ve insani yardımların ulaştırılması için girişimlerde bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışma, Türkiye için güvenlik ve istikrar açısından kritik bir öneme sahiptir. Türkiye, hem Lübnan'daki Türk vatandaşlarının tahliyesi hem de bölgede artan radikalleşme ve terör tehdidi nedeniyle gelişmeleri yakından takip etmektedir. Ayrıca, Orta Doğu'da yeni bir mülteci krizi endişesi, Türkiye'nin halihazırda ev sahipliği yaptığı Suriyeli mülteci sayısını daha da artırabilir. Türkiye, bölgesel barış için arabuluculuk çabalarını sürdürmekte ve taraflar arasında diyaloğu teşvik etmektedir. Bu bağlamda, Türkiye'nin İran ve İsrail'le dengeli ilişkiler kurma politikası, çatışmanın yayılmasını engelleme potansiyeline sahiptir. Ekonomik açıdan ise, Lübnan'daki istikrarsızlık Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini ve ticaret rotalarını olumsuz etkileyebilir.