Eski Filistin Başbakanı Muhammed Shtayyeh, Batı Şeria'da Filistin Otoritesi'nin en önde gelen isimlerinden biri olarak, İsrail-Filistin çatışmasının gidişatına dair önemli açıklamalarda bulundu. Yaklaşık bir saat süren röportajda Shtayyeh, özellikle İsrail'in işgal politikaları, Filistin yönetiminin iç dinamikleri ve uluslararası toplumun rolü hakkında beş kritik iddia ortaya attı. Shtayyeh'in bu açıklamaları, bölgede artan tansiyon ve barış sürecinin tıkanması bağlamında büyük yankı uyandırdı.
Shtayyeh'in İddiaları ve Arka Planı
Eski başbakan, ilk olarak İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletme politikasının, iki devletli çözümü fiilen imkansız hale getirdiğini savundu. Shtayyeh, "İsrail, her geçen gün daha fazla toprağı ilhak ederek Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünü yok ediyor" ifadelerini kullandı. İkinci iddiası ise Filistin Otoritesi'nin mali krizi ve bunun halk üzerindeki etkileri oldu. Shtayyeh, vergi gelirlerinin İsrail tarafından kesilmesinin yönetimi işlevsiz hale getirdiğini belirtti.
Üçüncü olarak, Shtayyeh uluslararası toplumun Filistin davasına yönelik tutumunu eleştirdi. "Batılı ülkeler, İsrail'in insan hakları ihlallerini görmezden gelerek çifte standart uyguluyor" dedi. Dördüncü iddiası ise Hamas ile Fetih arasındaki bölünmenin Filistin davasına verdiği zararla ilgiliydi. Shtayyeh, iç siyasi uzlaşının sağlanamamasının Filistinlileri uluslararası arenada zayıflattığını vurguladı. Beşinci ve son iddia ise ABD'nin arabuluculuk rolüne dairdi. Shtayyeh, Trump yönetiminin "Yüzyılın Anlaşması" planının Filistinliler için bir felaket olduğunu ve mevcut Biden yönetiminin de bu çizgiyi devam ettirdiğini öne sürdü.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Shtayyeh'in iddiaları, sadece Filistin-İsrail çatışmasıyla sınırlı kalmayıp bölgesel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Özellikle İsrail'in normalleşme anlaşmaları (Abraham Anlaşmaları) kapsamında Körfez ülkeleriyle kurduğu ilişkiler, Filistin yönetimini daha da yalnızlaştırdı. Shtayyeh, bu durumun Filistinlilerin bölgesel destekten yoksun kalmasına yol açtığını belirtti. Ayrıca, Doğu Kudüs'teki statü değişiklikleri ve Mescid-i Aksa çevresindeki gerginlikler, tüm İslam dünyasını ilgilendiren bir boyut taşıyor. Shtayyeh'in açıklamaları, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği'nin Filistin meselesine yaklaşımında bir dönüşüm gerektiğine işaret ediyor.
Küresel düzlemde ise Shtayyeh, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumların İsrail'e karşı yaptırım uygulamadaki başarısızlığını eleştirdi. Ona göre, uluslararası hukuk Filistinliler için işlemiyor. Bu durum, özellikle Güney Afrika'nın İsrail aleyhine açtığı soykırım davası gibi gelişmelerle yeniden gündeme geliyor. Shtayyeh'in iddiaları, uluslararası toplumun Filistin meselesine daha somut adımlar atması gerektiği yönünde bir çağrı olarak değerlendirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır Filistin davasını destekleyen ve bağımsız Filistin devletini savunan bir dış politika izlemektedir. Shtayyeh'in iddiaları, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından kritik önem taşıyor. Özellikle İsrail ile ilişkilerin normalleşme sürecinde olmasına rağmen, Türkiye Filistin yönetimiyle yakın temasını sürdürüyor. Shtayyeh'in İsrail'in yerleşim politikalarına dair uyarıları, Türkiye'nin BM nezdinde yaptığı girişimlerle örtüşüyor. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Kudüs'teki Filistin kurumlarına verdiği destek ve Mescid-i Aksa'nın statüsünün korunmasına yönelik çabaları, Shtayyeh'in gündemindeki başlıklarla paralellik gösteriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesinde daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.