ABD ordusu, son üç gün içinde üç ayrı tankere askeri müdahalede bulundu. Saldırılarda en az üç kişinin hayatını kaybettiği bildirilirken, olayların Kızıldeniz ve Basra Körfezi'nde yaşandığı belirtiliyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, tankerlerin 'düşmanca niyetlerle' hareket ettiği gerekçesiyle vurulduğu, ancak şu ana kadar saldırıların nedeni ve kapsamına ilişkin resmi bir detay paylaşılmadı. İlk saldırı Pazartesi günü, 16 Eylül 2024'te gerçekleşti. Vurulan tankerlerden birinin Panama bandıralı olduğu, diğer ikisinin ise Marshall Adaları ve Liberya bandıralı olduğu öğrenildi.
Saldırıların arka planı ve detayları
İlk saldırı Pazartesi günü Kızıldeniz'de meydana geldi. ABD savaş gemileri, rotası Yemen açıklarına doğru olan bir tankeri durdurdu ve arama yapmak istedi. Tankerin dur ihtarına uymaması üzerine helikopterlerle ateş açıldı. Olayda iki kişi hayatını kaybetti. CENTCOM, tankerin 'Husilere bağlı olduğu' iddiasında bulundu ancak kanıt sunmadı.
İkinci saldırı Salı günü Basra Körfezi'nde yaşandı. ABD Donanması, bir tankerin 'askeri bölgeye izinsiz giriş yaptığı' gerekçesiyle uyarı ateşi açtı. Gemi personelinden bir kişi yaralandı. Üçüncü saldırı ise Çarşamba günü Umman Denizi'nde gerçekleşti. Bir tanker, ABD'ye ait bir insansız hava aracını (İHA) düşürmekle suçlanarak vuruldu. Bu olayda da bir kişinin öldüğü bildirildi.
Petrol tankerlerine yönelik bu saldırılar, özellikle Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz trafiğini tehdit ediyor. Bölge, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. ABD'nin bu müdahaleleri, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltebilir.
Bölgesel ve küresel boyutu
ABD'nin üç günde üç tankere saldırması, uluslararası deniz hukuku açısından tartışma yarattı. Birleşmiş Milletler'den yapılan açıklamada, olayların 'endişe verici' olduğu belirtilirken, bağımsız bir soruşturma çağrısı yapıldı. İran ve Yemen'deki Husiler, ABD'yi 'korsanlıkla' suçladı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise henüz net bir tavır almadı.
Saldırılar, küresel petrol fiyatlarında kısa süreli bir yükselişe neden oldu. Brent petrol varil fiyatı, olayların ardından 84 dolardan 86 dolara çıktı. Analistler, eğer gerginlik tırmanırsa fiyatların daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD, geçtiğimiz aylarda da İran ve Husilere ait olduğu iddia edilen tekneleri vurmuştu. Bu, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını ve müdahaleci politikasını sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak üst üste gelen saldırılar, ABD'nin bölgedeki stratejisinin sorgulanmasına neden oldu. Özellikle Çin ve Rusya, ABD'yi 'uluslararası hukuku ihlal etmekle' suçlarken, Avrupa Birliği itidal çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da bölgesel istikrarsızlık anlamına geliyor. Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki tansiyon, Türkiye'nin enerji ithalat yollarını etkileyebilir; zira Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını bu bölgelerden sağlıyor. Ayrıca Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer gerginlikler yaşayan bir ülke olarak, uluslararası deniz hukukunun bu şekilde ihlal edilmesine karşı hassas. Ankara'nın, itidal çağrısı yapması ve tüm taraflara diyalog çağrısında bulunması beklenebilir. Uzun vadede, bu tür müdahalelerin uluslararası normları zedelemesi, Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini gibi hak temelli politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir.